(818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, bu ve birleşen dava ile miras bırakanları Fikret tarafından 105 parselin 11 nolu bölümünün yarı payını beraber yaşadığı davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin öncelikle ehliyetsizlik nedeniyle, olmazsa mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak, bedelsiz temlik edilmesi nedeniyle geçerli olmadığını ileri sürüp, iptalini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi H. G.'nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma istemi değerden reddedilerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 105 parselin 11 nolu bağımsız bölümün miras bırakana aitken 05.01.2004 tarihli akitle davalıya satış yoluyla temlik edildiği görülmektedir.
Davacılar, söz konusu temlikin miras bırakanın ehliyetsiz olduğu bir zamanda gerçekleştirildiğini, işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Öncelikle, davada iptal isteğinde bulunulduğu, tescil talebine yer verilmediği görülmektedir. Neticesi bakımından sicilin dayanaksız kalmasına yol açacak böyle bir davanın tescil isteği olmaksızın dinlenmesine olanak yoktur. Öyle ise davacılara tescil davası da açmak üzere mehil verilmesi, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi gerekir.
Diğer taraftan, davada dayanılan hukuki sebeplerin önem sırasına göre hükme esas olabilecek biçimde araştırılması zorunludur.
Mahkemece, bu zorunluluğun yerine getirildiği de söylenemez. Önemde öncelikli olan, ehliyetsizlik iddiası adli tıp uzmanı adı altındaki kişinin raporu ile kanıtlanmış sayılamaz.
Hal böyle olunca, yukarıda ifade edildiği gibi tescil davası açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi, ondan sonra ehliyetsizlik iddiası yönünden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması, miras bırakanın temlik günü itibariyle ehliyetli olup olmadığının saptanması, ehliyetli olduğunun belirlenmesi durumunda temliki işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı hususu üzerinde durulması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy