MAHKEMESİ : ŞİŞLİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2006
NUMARASI : 2005/255-134
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları İ.H.Y. ın 1994 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 497/17830 payını 31.5.1957 tarihinde N.T.’dan satın alarak üzerine ev yaptığını, babasının vefatından sonra kendileri tarafından kullanılan yerin tapu kaydında yanlışlıkla babası adına tescil edilmediğini öğrendiklerini, taşınmazı daha sonra satın alan davalı E.’ün iyiniyetli olmadığını, kayıtların tutulmasından devletin sorumlu bulunduğunu ileri sürüp tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini olmazsa 10.000.000.000 TL tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine, davanın süresinde açılmadığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tazminat talebinin haksız olduğunu, davalı E., davacıların dava konusu ettikleri taşınmaz ile kendisine ait taşınmazların tapu kayıtlarının birbirini tutmadığını, maliki bulunduğu arsa üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “ çekişmeli taşınmaza yönelik iptal isteğinin araya imar şuyulandırma işleminin girmesi ve son malikin kötüniyetinin kanıtlanamadığı gözetildiğinde reddedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak tazminat isteği yönünden Hazinenin Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinden kaynaklanan sorumluluğunun dikkate alınması ve davalı idarenin zamanaşımına ilişkin savunmasının değerlendirilmesi gerektiği” gerekçeleriyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, önceden verilen hükmün bozulmasına ilişkin karara uyulduktan sonra tazminat isteği yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, Türk Medeni Kanununun 1007.maddesinden kaynaklanan davalarda Borçlar Kanununun 60.maddesi uygulama yeri bulur.
Anılan yasal düzenlemedeki zamanaşımı süresi tapu kaydının düzeltilmesi (tapu iptali ve tescili) davasının reddine ilişkin kararın kesinleşme tarihinde diğer bir anlatımla çekişmeli taşınmaz bakımından aynı isteme hakkının sona erdiği tarihte başlar. Esasen, bu kural gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda sapma göstermeksizin benimsenmiştir. (Hukuk Genel Kurulunun 9.5.2005 tarih 2601/5493 esas kararı)
Somut olay bu ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, özellikle, tapu iptal ve tescil isteğinin eldeki dava ile reddedildiği gözetildiğinde Hazinenin sorumluluğu açısından zaman aşımının geçtiğinin kabulüne olanak yoktur.
Hal böyle olunca; iddia ve savunma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüne, HUMK'nun 428.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.