MAHKEMESİ : BİGA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/07/2007
NUMARASI : 2006/310-2007/606
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, miras bırakanın 14 parsel sayılı taşınmazını davalılara ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile devrettiğini, davalıların bakım borçlarını yerine getirmedikleri gibi yapılan temlikin de mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalılar adına olan kayıtların iptali ile miras payları oranında tesciline ya da tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, bakım borcunu yerine getirdiklerini, murisin tedavilerini yaptırdıklarını, davacının murise bakmadığını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların bakım sözleşmesinin gereklerini yerine getirmedikleri, yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ya da tenkis isteklerine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 14 parsel sayılı taşınmazın tarafların miras bırakanı A. K....’e ait iken 10.08.1987 tarihinde ölünceye kadar bakma akti ile davalılara temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, yapılan bu temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Bilindiği gibi; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4). Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması,yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa,irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun l.4.l974 gün ve l/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri,elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; davacının miras bırakanın ikinci eşi, davalıların ise ilk eşinden çocukları olduğu, gerçekleştirilen işlemin ölünceye kadar bakım sözleşmesi karşılığı yapıldığı kayden sabittir. Tanık anlatımları ve dosya kapsamından, davalı kızı Müzeyyen’in miras bırakanla hastalığı süresince ilgilendiği ve ihtiyaçlarını giderdiği anlaşılmaktadır.
O halde, anılan bu olgular yukarıda belirtilen ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde temlikin ivaz karşılığı olduğu ve gerçek bakımı karşılamak amacıyla yapıldığı ve temlikin mirastan mal kaçırma amacı taşımadığı kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerden ötürü, HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 23.01.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy