MAHKEMESİ : POLATLI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/10/2005
NUMARASI : 2003/251-481
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu ..parsel sayılı taşınmaza davalıların kendi taşınmazlarına kuyu ve çukur açıp çıkan suyu arklar ile yönlendirerek müdahale ettiklerini, taşınmazın sular altında kalması nedeniyle, tarım yapılamadığını ileri sürüp, elatmanın önlenmesine ve 2.053,75.-YTL taşınmazın tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davalı Karayolları Genel Müdürlüğüne yönelik davasını atiye bırakmıştır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden davanın atiye bırakılması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden davanın atiye bırakılması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ve davalı P..Ş..nin temyizi üzerine hüküm 08.02.2007 tarihinde bozulmasından sonra, kararın davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'ne tebliğ edildiği ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nce de süresinde temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 19.07.2005 tarihli oturumda davacının, davalı Karayolları İdaresi hakkındaki davasını atiye bıraktığı görülmektedir.
Bilindiği üzere; uygulamada davaların atiye bırakılması olarak tanımlanan müessese HUMK.'nun 185. maddesinde de düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1. fıkrasına göre, davalının rızası olmaksızın davacı davasını atiye terketmek suretiyle takipten sarfınazar edemez. 19.07.2005 tarihli oturumda Karayolları temsilcisi duruşmada hazır bulunmadığı gibi, sonradan da atiye terketme isteğine karşı muvafakat ettiğine dair bir beyanı bulunmamış, aksine davayı takip etmek suretiyle karşı çıkmıştır.
Bu durumda, davacının davasını atiye terketme irade ve isteğinin Karayollarını bağlamayacağı kuşkusuzdur.O halde, Karayolları yönünden de, davanın Dairenin 08.02.2007 tarihli bozma ilamı doğrultusunda incelenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere, idare yönünden atiye terkedildiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Karayolları İdaresinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile Dairenin 08.02.2007 tarihli kararının genişletilmek suretiyle, davalı Karayolları İdaresi hakkındaki hükmün de, açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.06.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.