MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/06/2007
NUMARASI : 2005/169-2007/191
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan annesinin 419 parseldeki 4 nolu bağımsız bölümünü kendisinden mal kaçırmak amacıyla dava dışı kızı U.'dan olma davalı torunlarına muvazaalı biçimde temlik ettiğini ileri sürerek tapunun iptalini istemiş, aşamada verdiği iki ayrı dilekçe ile de önce tapunun iptaliyle miras bırakan adına tescilini, sonrada tapunun iptaliyle payı oranında adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının yargılama boyunca iki kez netice-i talebini değiştirmesinin usule aykırı bulunduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, netice-i talep birden fazla değiştirilemeyeceğinden bahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli 419 parsel sayılı taşınmazdaki 4 numaralı meskenin miras bırakana ait iken 8.7.2004 tarihli resmi akitle davalı torunlarına satış yoluyla devredildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, temlikin kendisinden mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde yapıldığını ileri sürerek tapunun iptalini istemiş, aşamada verdiği 28.6.2006 tarihli dilekçede, tapunun iptali isteğine miras bırakan adına tescil isteğini de eklemiş, 2.4.2007 tarihli dilekçesinde de, miras bırakan adına tescil isteğinin mümkün olmaması halinde kendi miras payı oranında tescil talebinde bulunmuştur.
Davacının yukarıda değinilen her iki dilekçesinin de HUMK.’nun 83 v.d. maddelerinde düzenlenen hükümlere uygun birer ıslah dilekçesi niteliğini taşımadıkları açıktır.
Ne var ki, açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek, ayrıca tescil davası açması için davacıya imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki davayı birleştirerek karara bağlamaktan ibarettir. Değişik anlatımla, sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama, bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarının belirlenip sicile bağlanması yolunda Devletin benimsediği -dolu pafta sistemi- genel ilkesi ile bağdaşmaz. Hal böyle olunca, tescil davası açması için davacıya önel verilmesi, açılması halinde her iki davanın birleştirilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller çerçevesinde işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy