MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2007
NUMARASI : 2007/391-2007/449
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar,kayden maliki bulundukları 26 parsel sayılı taşınmaza davalıların bina yapmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesine,yapıların yıkımına ve toplam 8.000.YTL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar,dava konusu taşınmazdaki yapıları yıllar önce miras bırakanlarının yaptığını,imar uygulaması sonucu binalarının davacılar yerinde kaldığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar,dairece; “kısa kararda olmadığı halde gerekçeli kararda, “atiye bırakıldığından davalılar H.İ.ve H. C.hakkında karar verilmesine yer olmadığına denilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye düşülmesi doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davacılar ve bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla,tetkik hakimi .’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava ve birleşen dava,çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi,yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;çekişme konusu 26 parsel sayılı taşınmazda davacıların paydaş bulunduk1arı,davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının olmadığı anlaşılmaktadır.
Hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda mahkemece,davalılar T.,O. mirasçıları ve Y.'ın kayden davacılara ait taşınmaza gecekondu nitelikli muhtesatlar yapmak suretiyle haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattıkları belirlenmek suretiyle elatmalarının önlenmesine karar verilmiş olması kuralolarak doğrudur. Davalılar O. mirasçılarının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Nevar ki;davalılardan V.Y.'nın davadan önce 14.07.2000 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. 04.05.1978 tarih,4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından anılan davalı hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde davalı V. hakkında davanın kabul edilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan;hiç kuşku yok ki davalılar taşınmaza yapmış oldukları yapılar nedeniyle malzemelerini söküp kendiliğinden alıp götürme hakkına sahiplerdir. Başka bir ifadeyle Medeni Yasanın 722. maddesi uyarınca sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa malzeme sahibi giderleri yapıyı yaptırana ait olmak üzere malların sökülüp kendisine verilmesini isteyebileceği gibi yıkım halinde de enkazı alabilir. Ne var ki, davada böyle bir istekte- ileri sürülmemiştir. Bu durumda mahkemece davalılar T.,Y.ve birleştirilen davanın davalıları O. mirasçıları hakkında mutlak olarak elatmasının önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde enkaz bedelinin anılan davalılara ödenmesine karar verilmesi de isabetsizdir. Diğer taraftan;dava konusu taşınmazı davalılar ve miras bırakanlarının uzun yıllardır kullandıkları sabittir. Bu durumda kullanımın muvafakate dayalı olduğunun kabulü gerektiği açıktır. Onaya dayalı kullanımın haksız olduğu söylenemez. O halde,haksız fıil tazminatı olan ecrimisile hükmedilmemesi gerekirken yazılı olduğu üzere ecrimisil takdiri doğru değildir.
Hal böyle olunca; davacılar ve davalı V.. 'nin bir kısım mirasçılarının anılan hususlardaki temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.4.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy