MAHKEMESİ : ÇANKIRI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2007
NUMARASI : 2007/8-2007/804
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı Ş. Ş.'in maliki olduğu 256 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğluna ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapmak suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal,tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, temlikin ivazlı olduğunu,sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,miras bırakan tarafından tek taşınmazının davalı oğluna temlik edildiği, işlemin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden,miras bırakan Ş.'nün maliki olduğu 256 parsel sayılı taşınmazını 21.4.2005 tarihinde ölünceye kadar bakım aktiyle davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı,yapılan bu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır
Bilindiği üzere ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4).Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması,yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa,irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun l.4.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.Miras bırakanın,ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri,elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince, davacı miras bırakanın kızı davalı ise oğludur. Mahkemece,çekişme konusu taşınmazın miras bırakanın tek mal varlığı olduğu ve bu sebeple yapılan temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Oysa temyiz aşamasında davalının suretlerini ibraz ettiği kayıtlarda miras bırakanın 23 parça taşınmazda daha miras payı bulunduğu görülmektedir.Buna göre mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkelerde gözetilmek suretiyle taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi dava pay oranında açıldığı halde H.U.M.K.'nun 74. maddesi hükmü gözardı edilerek istek aşılmak suretiyle dava dışı mirasçılara da pay verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalının,temyiz itirazları yerindedir.Kasbulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy