1. Hukuk Dairesi 2008/5336 E., 2008/10548 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 16 ve 17 no'lu bağımsız bölümlerin davalı tarafından haklı bir nedeni olmaksızın birleştirilerek işyeri olarak kullanıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazın öncesinde davacının miras bırakanı ile paylı mülkiyet üzere olduğunu, tüm paydaşların rızası ile yapılan kira sözleşmesi uyarınca taşınmazları kullandığını, kira bedellerini ödediğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu taşınmazların davalı tarafından geçerli bir kira sözleşmesine dayalı olarak kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.10.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Nurettin Ateş Atayakul geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Sadettin Akyol tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere; hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına, özellikle davalının taşınmazda kiracı olduğu belirlenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabet bulunmamaktadır. Öyleyse davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, hemen belirtilmelidir ki, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesi hükmü uyarınca davanın değeri elatılan yerle ilgili zemin bedeli ile üzerindeki muhtesatın değeri ve hüküm altına alınan ecrimisilin toplamından ibarettir. Bu durumda mahkemece bu toplam değer üzerinden davalı yararına avukatlık ücreti takdir ve tayin edilmesi gerekirken, her bir istek ayrı ayrı değerlendirilerek ayrı ayrı avukatlık ücreti ve aynı şekilde harcın karar altına alınmış olması doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedene hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.