MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 04/03/2008
NUMARASI : 2005/9-2008/61
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları M.P.'ın mirasçılardan mal maçırmak amacıyla 5 parsel sayılı taşınmazdaki payını torunu olan dava dışı vekili aracılığıyla davalı A.a,onun da davalı A.'a,A.ın da davalı Y.a satış suretiyle temlik ettiğini,temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve miras payları oranında tescil,olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar,davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,taşınmazın elbirliği mülkiyet üzere olduğu,miras bırakanın davacılardan başka dava dışı mirasçısı olduğu,pay oranında iptal,tescil istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil,olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; özellikle iddianın ileri sürülüş biçiminden davacıların miras bırakanı M.P.ın davalılara yapmış olduğu temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürülmek suretiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de miras bırakanın ölüm tarihine göre,terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup,dava dışı başka mirasçısının bulunduğu veraset ilamı ile sabittir.Hemen belirtilmelidir ki, muris muvazaası iddiasıyla açılan davaların terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliğini taşıdığı izahtan varestedir.Böylesi istekle açılan davaların tereke adına (tüm mirasçıları adına) açılabileceği gibi her bir mirasçının kendi payı oranında dava açmasına da yasal bir mani bulunmamaktadır.İsteğin tereke adına olması halinde dava dışı mirasçıların açılan davaya olurlarının alınması veya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması suretiyle davanın görülebirlik koşulunun yerine getirilmesinin gerekeceği kuşkusuzdur.
Ne varki,Türk Medeni Kanununun 701 ila 703 maddelerinde öngörülen elbirliği mülkiyeti hükümlerinin muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak pay oranında açılan davalarda uygulanmayacağı da tartışmasızdır.
Diğer taraftan temlikin muvazaalı olduğunun kabul edilmesi için taşınmazı temellük eden kimsenin ( taşınmaz kendisine temlik edilenin) mutlaka mirasçı olmasına gerek yoktur.Üçüncü kişiye yapılan temlikle de muvazaalı işlem yapılması olası olduğu gibi aracı (emanetçi) kullanmak suretiyle de muvazaalı temlik yapılması olanaklıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanarak değerlendirilmesi ve ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı takdir ve yasal olmayan gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru değildir.Davacıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz ede geri verilmesine,30.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy