MAHKEMESİ : ERDEK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/02/2008
NUMARASI : 2000/451-2008/44
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,tapuda Hazine adına kayıtlı 117 ve 118 parsel sayılı taşınmazlara davalı tarafından bina yapılmak suretiyle,müdahale edildiğini ileri sürerek,elatmanın önlenmesi ,yıkım ve tapu kaydı üzerindeki muhtesat şerhinin terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalı ve dahili davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacı iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, Davacı Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi,yıkım ve sicil kaydındaki muhtesat şerhinin terkini isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden; çekişme konusu 117 ve 118 parsel sayılı taşınmazların kayden davacı Hazineye ait olduğu,davalıların taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı,ancak çekişmeli taşınmazlara haksız ve taşkın inşaat yapmak suretiyle kullandıkları anlaşılmaktadır.
Gerçekten de,117 parsel sayılı taşınmazın krokisinde (C),118 parsel sayılı taşınmazın ise kırmızı ile gösterilen bölümlerinde ve ayrıca 118 parsel sayılı taşınmazda (A) ile gösterilen kısımda davalıların yaptığı binaların bulunduğu keşfen sabittir.
Mahkemece,118 parsel içerisindeki (B) ile gösterilen taşkın yapının ve 117 parsel içerisindeki (C) ile gösterilen haksız inşaatın yıkımı suretiyle elatmanın önlenilmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 118 parsel sayılı taşınmazın içerisinde krokisinde (A) harfiyle gösterilen kısımda restorant olarak gösterilen tek katlı binanın bulunduğu ve anılan binanın sicil kaydına muhtesat olarak şerh düşüldüğü görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekirki,muhtesat şerhi sahibi yararına yapıdan kaynaklanan kişisel hak sağlar.
Kişisel hakkın niteliğinin ise, Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden kaynaklanan temliken tescil isteği olacağında kuşku yoktur.
Öte yandan davalılar anılan taşınmazın yapı sebebiyle savunma yoluyla,kendi adlarına tescilini istemişlerdir.
Bilindiği üzere,Türk Medeni Kanununun 725. maddesinden kaynaklanan taşkın inşaat sebebiyle yapı malikine karşı açılan elatmanın önlenmesi ve yıkım davalarında savunma yoluyla temliken tescil istenmesi mümkün ise de,Türk Medeni Kanununun 724. maddesi uyarınca haksız inşaattan kaynaklanan isteğin, ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği ve savunma yoluyla dermayan edilemeyeceği tartışmasızdır.
Anılan bu ilkeler gözetildiğinde,muhtesattan kaynaklanan bedele hükmedilmiş olması ve davacı Hazineden alınarak davalılara verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş olmasının da yasal olduğu söylenemez.Hal böyle olunca, davada yıkım isteği de bulunduğu gözetilerek davalılara temliken tescil isteği bakımından dava açmaları konusunda imkan tanınması,açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi ve ondan sonra 118 parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen bölümüyle ilgili yıkım isteği ve şerhin terkini bakımından bir karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy