MAHKEMESİ : HAVSA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/05/2007
NUMARASI : 2006/169-2007/169
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakan babaları L. T.’in 2808 parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu A.e, 992 parsel sayılı taşınmazını davalı kızı A.’e, 904 ve 2466 parsel sayılı taşınmazlarını da A.’in oğlu olan torunu H.a mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, payları oranında tapu iptal veya tenkis isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar, davalı A. murisin 751 parsel sayılı taşınmazını da davacının oğluna verdiğini ve mallarını taksim ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın çekişme konusu 2808 parsel sayılı taşınmazını 21.4.1992 tarihli akitle davalı A.'e, 992 parsels ayılı taşınmazını 16.12.1998 tarihli akitle davalı A.. 904 ve 2466 parsel sayılı taşınmazlarını da 11.9.1997 tarihli akitle davalı H.a satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, temlik işlemlerinin terekeden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali, olmazsa tenkis isteminde bulunarak eldeki davayı açmışlar, ancak tescil isteğinde bulunmamışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu kaydına (zilyetliğe) dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya, ayrıca tescil davası açması için imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmaktan ibarettir. Değişik anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi, tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğurur ki, böyle bir uygulama devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsendiği-dolu pafta sistemi- genel ilke ile bağdaşmak. Ne varki, davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtay'ın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur. (YHGK 11.11.1983 Tarih, 981/8-80 Esas, 983/1162 Sayılı Kararı.)
Hal böyle olunca; davacılara tescil davası açmaları için olanak tanınmasına, tescil davası açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalıların, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy