MAHKEMESİ : BODRUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/09/2007
NUMARASI : 2001/80-2007/480
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine vekili, Hazineye ait 21 parça taşınmazın 2985 Sayılı Yasaya göre Valilikçe ilan edilen toplu konut alanında kaldığı gerekçesiyle kullanılmak üzere belediyece satışının talep edilmesi üzerine, alınan "olur" lar ile, belirtilen amaçla kullanılmak üzere 2942 Sayılı Yasanın 30. maddesi uyarınca belediyeye satışının uygun görüldüğünü ve belediyeye intikalinin yapıldığını, daha sonra dava konusu 203 ada 4 parselin toplu konut alanı dışında kaldığının anlaşıldığı, tespit üzerine davalıya yapılan ön tahsisin iptal edildiğini, iptal işlemine karşı açılan davanın reddedildiğini, taşınmazın toplu konut alanı içinde kalmadığından davalıya tahsisin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, iyiniyetle beledini ödeyerek taşınmazı edindiklerini, taşınmazın mahkeme kararı ile adlarına tescil edildiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacı Hazine, öncesi Hazineye ait 21 parça taşınmazın 2985 Sayılı Yasaya göre Valilikçe ilan edilen toplu konut alanında kaldığı gerekçesiyle kullanılmak üzere belediyece satışının talep edilmesi üzerine, alınan "olur" lar ile belirtilen amaçta kullanılmak üzere 2942 Sayılı Yasanın 30. maddesi uyarınca belediyeye satışının uygun görüldüğünü ve bu amaçla belediyeye intikalinin yapıldığını, daha sonra dava konusu 203 ada 4 parselin toplu konut alanı dışında kaldığının anlaşılması ve tespiti üzerine davalıya yapılan ön tahsisin iptal edildiğini, iptal işlemine karşı açılan davanın idari yargı yerinde reddedildiğini, taşınmazın toplu konut alanı içinde kalmadığından davalıya yapılan tahsisin yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 203 ada 4 parsel sayılı taşınmazın öncesinin Hazineye ait iken 19.8.1994 tarihli "olur" ile belediyeye devrinin yapıldığı, alınan karar ile davalı tarafa tahsisin yapıldığı, daha sonra 29.11.1996 tarihli belediye encümen kararı ile taşınmazın toplu konut alanı dışında kaldığından bahisle tahsisin iptaline karar verildiği, davalı kooperatif tarafından belediye aleyhine Aydın 2.İdare Mahkemesinin 1996/218 Esasına kayıtlı dava ile işlemin iptaline ilişkin açtığı davanın redle sonuçlanıp 23.2.2001'de kesinleştiği, yine davalı kooperatif tarafından belediye aleyhine Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinde 17.12.1996 tarihinde tapu iptal-tescil davası açılıp, kooperatif adına tesciline karar verildiği ve bu kararın da 20.2.1998 tarihinde kesinleşip kayda yansıdığı, daha sonra Muğla Toplu Konut Tespit Komisyonunca 16.12.2000 de alınan ve 17.10.2001'de onaylanan 203 ada 4 parselin toplu konut alanı içerisine alınmasına ilişkin işlemin iptaline dair Muğla İdare Mahkemesinde Mal Müdürlüğü tarafından Muğla Valiliği aleyhine açtığı ve davalı kooperatif'in de davalı yanında müdahil olarak katıldığı davanın kabulle sonuçlanıp, işlemin iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut olay, bu işleyiş tarzı içerisinde değerlendirildiğinde, Hazine adına kayıtlı çekişme konusu 4 parsel sayılı taşınmazın belediyeye devrine ilişkin tasarrufi işlemlerin geçersiz bulunduğu, bir başka ifade ile belediye adına oluşan sicil kaydının illetten mücerret bulunduğu ve böylece sicilin dayanaksız kaldığı, Türk Medeni Kanununun 1025.maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düştüğü, ne varki, davalı kooperatif tarafından belediye aleyhine açılan iptal-tescil davasının kabulle sonuçlanmak suretiyle kooperatif adına sicil kaydının oluştuğu da tartışmasızdır.
Öyle ise, bu davada Hazine taraf bulunmadığına göre ittihaz edilen hükmün davacı Hazineyi bağlamayacağı da açıktır. Kaldı ki, davalı kooperatif taşınmazı sicile güven ve sicilin aleniyet ilkesinden istifade ederek edinen konumunda da değildir. Türk Medeni Kanununda 1023.maddesinde öngörülen "iyiniyetli müktesebin iktisabının korunacağına dair" hükmün somut olayda uygulama yeri bulmayacağı da kuşkusuzdur. Ayrıca, kooperatifin belediyeye karşı açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasına karşı belediyenin yapmış olduğu savunmada idare mahkemesine dava açıldığı ve taşınmazın aynı ile ilgili sicil kaydının yolsuzluğu yönünden bildirimde bulunduğu gözetildiğinde, buna ıttıla kesbeden davalı kooperatifi iyiniyetli müktesip olarak da kabul etmek olanaksızdır.
Hal böyle olunca; davalı kooperatif adına oluşan sicil kaydının yolsuz duruma düştüğü gözetilmek suretiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.9.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.