MAHKEMESİ : NİĞDE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2007
NUMARASI : 2005/352-2007/126
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 5767 parsel sayılı taşınmazına davalı R.in ev yapmak diğer davalıların da taşkın bina inşa etmek suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, müdahalenin sabit olduğu gerekçesiyle el atamanın önlenmesi davasının kabulüne; yıkım isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı M.T.vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 5767 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olup davalıların taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalıların haklı ve geçerli bir nedenlerinin bulunmadığı saptanmak suretiyle elatmanın önlenmesi davasının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Öyleyse davalının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı nizalı taşınmaz üzerindeki davalılar tarafından yapılan yapıların yıkımı isteminde de bulunmuş, mahkemece binaların yıkımının fahiş zarar doğuracağı davalıların iyi niyetli oldukları ve uzun süre kullanıma davacının ses çıkarmaması gerekçesiyle yıkım isteğinin reddine karar verilmiştir.Oysa, taşınmazda davalıların kayda dayalı herhangi bir hakları bulunmamaktadır. Kadastro tespitinde de 3402 Sayılı Yasanın 19, maddesi hükmü uyarınca söz konusu yapıların varlığına işaret edilmemiştir.Kaldı ki kadastro sırasında yapıdan kaynaklanan bir şerhe tutanakta yer verilmiş olsa dahi bu şerh sahibi lehineTürk Medeni Kanununun 724. maddesinde öngörülen temliken tescilden ibaret olan sadece şahsi hak doğuracağı,oysa böyle bir olgu ve talep konusu bulunmadığına göre davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak yıkım isteğinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.11.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy