MAHKEMESİ : ERBAA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/07/2009
NUMARASI : 2009/55-2009/478
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras yoluyla intikal eden ve rızai taksimde kendisine isabet eden dava konusu 157 ada, 113 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğunu, rızai taksimden önce mirasçılarla birlikte inşa ettikleri yapıyı davalı ile eşit paylaştıklarını, daha sonra enkaz bedelinin yarısını ödemesi karşılığında enkazın kaldırılacağı konusunda anlaştıklarını ancak davalının işgaline devam ettiğini ileri sürerek inşaatın kaldırılmak elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı, çekişmeli yapının murisin ölümünden sonra rızai taksimden önce yapıldığını, paylaşımda yapının bulunduğu parselin davacıya düştüğünü ancak yapının ½ payını davacıdan bedeli karşılığında arzı ile birlikte satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; dava konusu binanın değerinin zemin değerinden fazla olduğu, yıkımın fahiş zarar doğuracağı, yapı sahibinin iyiniyetli olduğu, kendisine ait yapı payını davalıya satarak onun hakkını benimsediği, tazminat olarak yapı değerini ödemeği kabul etmediği, davalı yemin etmekle davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras ve rızai taksim yoluyla davacıya isabet eden çekişmeli 157 ada, 113 parsel sayılı taşınmaz üzerinde taksimden önce tüm mirasçılarla birlikte inşa ettikleri yapıyı davalı ile eşit paylaştıkları ve enkaz bedelinin yarısının davalı tarafından davacıya ödendiği ve binanın davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında, davacı da keşifteki beyanı ile taşınmaz üzerindeki ahşap binanın ½ payını haricen davalıya sattığını kabul etmiş, davalı ise bu harici satış karşılığı 550.000 TL. Ödediğini bildirmiş, 07.07.2009 tarihli yemin tutanağında da ahşap bina ile birlikte oturduğu alanın da ½ payının haricen satışa konu olduğunu söylemiştir.Belirlenen bu olgular karşısında davalının kayda ya da yasaca korunması gereken bir kişisel hakka dayanmayan tasarrufunun yasal olduğu söylenemez. Hemen belirtilmelidir ki,tapulu yerlerin satışlarının Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup geçerlilik koşuludur.Ne var ki; harici satış olgusu taraflarca kabul edildiğine göre olayda davalı yararına hapis hakkı tanınmasında da zorunluluk vardır. Öte yandan olayda davacının, binanın zemine bağlılığı ve bütünleyici parça olma özelliği de dikkate alındığında davacının kendisine ait bir yeni yapıdan dolayı temellük anlamında bedel ödemesi düşünülemez. Öte yandan elatmanın önlenmesinin sağlanması durumunda davacının taşınmazının altında veya üstünde yasal sınırlar içerisinde her türlü tasarrufta ve işlemde bulunması Türk Medeni Kanununun 718. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının bir sonucudur.
Olaya bu açıdan yaklaşıldığında mahkemece yıkım kararı verilmesine gerek yoktur.
Hal böyle olunca, 1940 tarih ve 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca harici satış bedeli üzerinden davalı yararına hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine, yıkım isteminin ise reddine karar verilmesi gerekirken dosyaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın tümden reddi doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nu 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy