MAHKEMESİ : FATİH 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2009
NUMARASI : 2007/287-2009/88
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanları F. N..nın 2441 ada 17 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümü mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı biçimde ara malik aracılığıyla davalılara temlik ettiğini ileri sürerek temliki işlemin iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı A. H.., davaya yanıt vermemiş, diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava ve birleştirilen davanın kabulü ile davacıların miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmiştir.
Karar, davalı F. L. M.. vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava ve birleştirilen dava, muris muvaazası hukuksal nedenine dayalı tapu kaydının iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile çekişme konusu 2441 ada 17 parsel sayılı taşınmazdaki 7 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının davacıların miras payları oranında iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Oysa, dava ve birleştirilen davaya ilişkin dava dilekçelerinde sadece iptal isteğinde bulunulduğu, tescile yer verilmediği halde, mahkemece iptal ve tescile karar verildiği görülmektedir.
Hemen belirtmek gerekir ki; tapu kaydına (zilyetliğe) dayanılarak açılan bir iptal davasında, ayrıca tescil isteğinde bulunulmamış olması iptal davasının reddi için başlı başına bir sebep teşkil etmez.Bu durumda mahkemece iptal isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacı tarafa, ayrıca tescil davası açması için olanak tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlanmalıdır.Başka bir anlatımla sadece iptal davasının kabulüne ve tapunun iptaline karar verilmesi,tapulu bir taşınmazın sicil dışı (kayıtsız) kalması sonucunu doğrur ki, böyle bir uygulama, devletin bütün taşınmazların hukuki ve geometrik durumlarını belirleyerek sicile bağlama yolunda benimsediği dolu pafta sistemi genel ilkesi ile bağdaşmaz.Davacı iptal değil, sadece tescil isteğinde bulunmuş ise Yargıtay'ın yerleşmiş ve kurallaşmış uygulamalarına göre, tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca kaydının iptalini de dava etmesine gerek yoktur.( Y.H.G.K. 11.11.1983 Tarih. 981/8 -80 Esas,1983/1162 Sayılı Kararı)
Ne varki, mahkemece tescil yönünden usulüne uygun bir dava açılmadığı halde yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasının yasal olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, davacılara tescil yönünden de, dava açmaları için olanak tanınması, dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazı bu yönden yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.