MAHKEMESİ : AVANOS ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/07/2009
NUMARASI : 2008/131-2009/231
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 1488 ada, 3 nolu imar parselinde malik olduğunu, imar uygulaması sonucu davalılara ait binanın bir kısmının 3 parselde, bir kısmının yolda kaldığını, davalılara ait binanın tecavüzlü kısmının bedeli karşılığında binanın yıkımına, yolun açılarak işgalin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadıkları gibi davaya yanıt da vermemişlerdir.
Mahkemece; davalının davacıya ait çaplı taşınmaza elattığının keşfen sabit olduğu belirlenerek elatmanın önlenmesi ve tecavüzlü binanın yıkımına, enkaz bedeli olarak depo edilen 6.023.83.-TL’nin karar kesinleştiğinde davalılara tapudaki payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı E. T.. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava; imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece; depo ettirilen ve binanın enkaz bedeli olan 6.023.83.-TL’nin karar kesinleştiğinde davalılara ödenmesi kaydıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus Türk Medeni Kanununun 684. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 Sayılı Yasanın l605 Sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı İmar Yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkânı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duymuştur.
Somut olaya gelince; davalıların paydaşı bulunduğu taşınmaz üzerine yapılan binanın bir kısmının imar uygulaması sonucu davacıya ait imar parselinde bir kısmının da yolda kaldığı toplanan deliller ve tüm dosya içeriğiyle sabittir. Esasen bu yönde yanlar arasında bir uyuşmazlık olmadığı gibi, mahkeme de aynı hususu kabul etmiştir.
Hal böyle olunca; binanın davacıya ait parsele tecavüzlü kısmının yıkılması halinde binanın tamamının zarar görüp görmeyeceği konusuna açıklık getirecek şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılması, binanın taşkın bölümünün yıkılması durumunda tamamı zarar görüyor ise tamamının bedeli yoksa yıkılan kısımların bedeli depo ettirilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken, değinilen husus göz ardı edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy