MAHKEMESİ : SİVAS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 18/06/2009
NUMARASI : 2007/162-2009/166
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine , davalılar adına kadastro çalışmalarında senetsizden tespit ve tescil edilen 43 parsel sayılı taşınmazın 2863 Sayılı Yasanın 6. maddesinde belirtilen yerlerden olduğunu, 2. derece doğal sit alanı olarak tescil edildiğini, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, şelalenin döküldüğü kısım ve civarında bulunduğunu ileri sürerek tapunun iptal ve tescilini istemişlerdir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davacı iddiası sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden dava konusu 206 ada 43 parsel sayılı taşınmazın senetsizden davalılar adına 14.1.2000 tarihinde kadastro tespitinin yapılarak 3.4.2001 tarihinde kesinleştiği, tarım arazisi vasfında olduğu,8.11.2001 tarihli Kültür Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Kararı ile anılan taşınmazın 2863 Sayılı Yasanın 6. maddesi kapsamına giren özellikler nedeniyle doğal ve arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği alanda kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, çekişmeli taşınmazın 8.11.2001 tarih/2899 sayılı Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Kararı ile 2. derece sit olarak tescil edildiğini, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11. maddesi hükmünün birinci fıkrasının ikinci cümlesi 22.5.2007 tarihli 5663 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle " ancak, kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemez" biçiminde değiştirilmiş ; geçici 7. madde ile de, " kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespit işleri ile devam eden davalarda da bu kanunun 11. maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Sınırlandırma ve tespitleri henüz askı ilanına alınmamış taşınmazların kadastro tutanakları kadastro komisyonuna intikal ettirilmek suretiyle bu kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasına uygun hale getirilir" hükmü getirilmiştir.Öyleyse bu davada çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, kamu düzeni , kamu yararı gibi gerekçelerle kanunda yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki müktesep hakları ortadan kaldırıp, kaldırmayacağına ilişkindir. Müktesep hakkın varlığının tanınması, yasada hüküm bulunmayan hallerde, sonradan çıkan bir yasanın kazanılmış hakları zedeleyecek biçimde kamu yararının bulunduğu düşüncesi ile geçmişe etkili olarak uygulanamayacağı yönündeki yerleşik yargı kararları ve uygulamalarla benimsenmiştir.Somut olaya gelince; çekişmeli taşınmazın mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre sulanabilir tarım arazisi olduğu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 8.11.2001 tarihli kararı ile " değirmenaltı şehir yerleşimi ile şelalenin 2863 Sayılı Yasanın 6. maddesi kapsamına giren özellikler nedeniyle 1/25.000 ölçekli haritadaki doğal ve arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen alan içinde kaldığı, kadastro tespitinin 3.4.2001 tarihinde , kesinleştiği davalılar adına sicilin ilgili yasa değişiklikleri ve Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararından önce oluştuğu sabittir.
Hal böyle olunca, yukarıda belirlenen olgular gözetildiğinde anılan yasal değişikliklerden önce davalılar adına sicil kaydının oluştuğu, bu nedenle kazanılmış hakların korunması gerektiği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy