MAHKEMESİ : YALVAÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2009
NUMARASI : 2009/49-2009/91
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 644 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmazın maliki olduğunu, davalının yıllardır kendi rızası ve muvafakatı olmaksızın ekip biçmek suretiyle işgal ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.
Davalı, davacının dava konusu taşınmazı 13.6.1978 tarihli senetle babasına sattığını, satın aldıktan sonra babasının malik sıfatıyla zilyet ettiğini, ölümünden sonra mirasçılarının bu yeri ekip biçtiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya ait taşınmazı harici satın alma nedeniyle kullanımının sabit olduğu gerekçesiyle, elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 644 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, anılan yerin davalı işgalinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı, dava konusu yeri miras bırakanı babası A. Y.. ile davacı arasındaki harici satış sözleşmesinden kaynaklanan hakkına dayalı olarak tasarruf ettiğini savunmuş, buna ilişkin olarak ibraz edilen 13.6.1978 tarihli belge tarafların kabulündedir. Öte yandan, mahkemece de belgeye değer verilmiştir.
Gerçekten de; tapulu taşınmazların mülkiyetinin naklinin Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26.maddeleri hükümleri gerğince resmi şekle bağlı olduğu tartışmasızdır. Başka bir deyişle harici satış taşınmazın mülkiyetinin nakli borcunu doğurmaz ise de, buna dayanarak taşınmazı kullananın fuzuli şagil olarak nitelenmesinin sebebini de oluşturmaz.
Bilindiği üzere; 1940 tarih, 2/77 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca taşınmazı haricen satan, satıştan kaynaklanan aldığı parayı iade etmedikçe verdiğini geri isteyemez. Yani harici satış sözleşmesinin lehtarına bedelden kaynaklanan hapis hakkı sağlayacağı diğer bir anlatımla harici satış bedeli kendisine ödeninceye kadar taşınmazı kullanma hakkına yani hapis hakkına haizdir. Buna göre, haricen satın alan ve taşınmazı kullanan kişinin taşınmazda haksız işgalci sayılamayacağından fuzuli şagilin taşınmazı haksız olarak tasarrufundan dolayı taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminat niteliğindeki ecrimisilden sorumlu tutulamaz. Buna göre, davacının ecrimisil isteğinin reddi doğrudur. Esasen, bu konuda bir temyiz de bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, harici satış bedeli ve davalının Türk Medeni Kanununun 994.maddesinde belirtilen taşınmazda gerçekleştirdiği varsa belirlenecek faydalı ve zorunlu giderler, bunların üzerinden davalı lehine hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere mutlak şekilde bu isteğin kabul edilmesi doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.