MAHKEMESİ : KEŞAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2009
NUMARASI : 2008/34-2009/174
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 75 parsel sayılı taşınmazdaki 12 nolu bağımsız bölümü davalının haksız olarak kullandığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; kayda üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne varki, dava dilekçesinde sadece ecrimisil isteği yönünden değer bildirildiği, el atmanın önlenmesi isteği yönünden bir değer bildirilmediği, ancak, çekişmeli taşınmazın değerinin keşfen belirlendiği halde, taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden harç alınmaksızın neticeye gidildiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, el atmanın önlenmesi isteğinin taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır.Bu tür bir davada, HUMK.' nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü işlemin yerine getirilmesi ve gerekli olan harcın alınması zarureti vardır. Bilindiği üzere, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re' sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır.492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış, 30.madde hükmünde de " ... muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.' nun 409.maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Oysa, mahkemece değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmeksizin ayrıca öngörülen usulü işlemler gerçekleştirilmeksizin sonuca gidilmiştir.
Öyleyse, el atmanın önlenmesi isteği yönünden yazılı olduğu üzere verilen kararın yasal olduğu söylenemez.
Öte yandan; gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, taşınmaz maliki olan hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Somut olayda; davacı tarafından, kayınbiraderi olan davalının çekişmeli taşınmazda 2005 yılından itibaren, aralarında yapılmış bir akit olmadan ve bedel ödemeden haklı ve geçerli bir nedeni olmaksızın oturduğunun ileri sürüldüğü, davalının savunmasında ise , davacının muvafakatı ile çekişmeye konu taşınmazda oturan annesi P..'nin bakımı ile ilgilenmek amacıyla, yine davacının rızasıyla annesinin yanına yerleştiğini, davacı tarafından, davacının eşi olan ablası M..aleyhine boşanma davası açıldıktan sonra eldeki davanın açılmış olduğunu, taşınmazı kullanımının muvafakata dayalı bulunduğunu savunduğu, tanık anlatımlarıylada davalı savunmasının doğrulandığı, ayrıca, davalının taşınmazda oturmaya başladığı tarih olarak davacı tarafından bildirilen 2005 yılından, davanın açıldığı 31.01.2008 tarihine kadar geçen süre zarfında davacının, davalının kullanımına ses çıkarmadığı, dava tarihine kadar da uyarı mahiyetinde bir ihtarda göndermediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalının, dava tarihine kadar taşınmazı davacının izni ile kullandığı bir başka deyişle taraflar arasında Borçlar Kanununun 299. maddesinde öngörüldüğü üzere süresi gayrımuayyen sözlü ariyet akdi yapıldığı ve dava açılmakla muvafakatin geri alındığı yani aynı yasanın 304. maddesi hükmü uyarınca akdin feshedildiği (son verildiği) buna görede,davanın açıldığı tarihe kadar ki kullanımında davalının kötüniyetli olmadığı kabul edilmelidir.
O halde, davalının ecrimisilden sorumlu tutulmasına olanak yoktur.
Hal böyle olunca, el atmanın önlenme isteği yönünden taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılması, ondan sonra bir hüküm kurulması gerektiği halde yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi; ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasıda doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428 .maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy