MAHKEMESİ : AKÇAABAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 26/03/2009
NUMARASI : 2008/527-2009/168
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden davalı adına olan 69 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; "yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporu ile kesinleşmiş mahkeme kararının ve haritasının yerinde uygulanması" gerektiği gerekçeleri ile bozulmuş, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çekişmeli taşınmazın bir kısmının kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin terkini isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Dairece bozulması üzerine yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ne varki, çekişme konusu 69 parsel sayılı taşınmazın davanın açıldığı tarihte davalı ;F. Ç.. adına kayıtlı olduğu ve Daire bozma kararından sonra 16.12.2008 de dava dışı A. Ş..'e satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davada HUMK' nun 186.maddesinin uygulama yeri bulacağı açıktır. Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği,hak sahibi veya malik olmanında doğal bir sonucudur.Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK.nun l86.maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir.Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre,mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı,sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usuli işlemlerin tamamlanması, ondan sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere, usulen taraf oluşturulmadan ve işlemler tamamlanmadan karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.' nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.