MAHKEMESİ : DATÇA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/04/2008
NUMARASI : 1997/77-2008/78
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kadastro tespiti esnasında 217 ada 35 ve 14 parseller olarak davalı Hazine adına tespit edilen taşınmazların Datça Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/184 Esas,1989/110 Karar sayılı kararı ile adlarına tescil edildiğini, ilamın derecattan geçerek kesinleştiğini, kararın infazı için Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurduklarında dava konusu yerin Datça Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/11 Esas,1989/58 Karar sayılı ilamı ile 217 ada 60 ve 62 parseller olarak davalılar adına tescil edildiğini, oysa kendilerinin tescil ilamının daha önceki tarihli olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, her iki ilamın da olağanüstü zamanaşımına dayalı tescil ilamı olduğunu, davacıların tescil ilamının daha önceki tarihli bulunduğu gerekçesiyle 217 ada 60 ve 62 parsellerin tapularının iptali ile bilirkişi raporunda belirtilen kısımların davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalılar T..ve A..U..vekili ve davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, Hazinenin de hasım olduğu Datça Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.9.1989 tarih 1988/184 Esas,1989/110 Karar sayılı davası sonucu davacılar adına tesciline karar verilen ve tescil krokisi kapsamında olduğu anlaşılan, 3.1.2008 hakim Havaleli bilirkişi krokisinde sarı boyalı 2374.47 ve 306 m2’lik kısımlar hakkında davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Öteki temyiz itirazlarına gelince;
Her iki tarafın Hazineyi hasım göstererek aldıkları tescil ilamları yek diğerini değil; o davadaki davacıların kendilerini ve tescil davalarında hasım olan Hazineyi bağlar. TMK’nun 705. md. belirtilen taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce mahkeme kararı ile kazanılacağı hükmü bu anlamda önem taşır. Aynı madde hükmünde malikin tasarruf işlemlerini yapabilmesi mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlanmış ve aynı yasanın 1021. maddesinde de “…kurulması kanunen tescile tabi ayni haklar tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı”, yine 1022. maddesinin 1.fıkrasında da “ayni haklar kütüğe tescille doğar” hükmü öngörülmüştür. Anılan ilkeler tapu kayıtlarının aleniyeti ve 3.kişilerin hakları açısından belirleyici konumdadır.
O halde, eldeki davada mahkemece gerçek hak sahibinin belirlenmesinde diğer bir deyişle zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekte hangi taraf yararına gerçekleştiğinin saptanmasında zorunluluk vardır. Eski tarihli kayda yada belgeye itibar olunabilmesi sahih esas şartına bağlıdır.
Hal böyle olunca, mahallinde yeniden keşif yapılarak taraflar adına oluşan ilam dayanağı krokilerde çakışan bölümler yönünden zilyetlikle mülk edinme koşullarının kimin yararına oluştuğunun belirlenmesi bu anlamda yerel bilirkişi ve tanık sözlerine başvurulması ve gerçek hak sahibinin ortaya çıkarılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davalıyı bağlamayan salt eski tarihli ilama dayanılarak davanın kabul edilmesi isabetsizdir.
Davalıların, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy