MAHKEMESİ : AKPINAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/06/2006
NUMARASI : 2004/27-2006/40
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 1021 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından bina yapılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, önceki malikten haricen satın aldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, davalı tarafından yapılan ev, tamirhane, bahçe duvarı ve su kuyusunun bedeli, davacı tarafından ödenmediğinden yıkım isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1021 parsel sayılı taşınmazın öncesi 559 parsel iken, dava dışı M.. adına kayıtlı olduğu, M..'in 1988 yılında harici satış belgeleriyle çekişmeli yeri davalıya haricen sattığı ve davalının taşınmaz üzerinde tek katlı tamirhane, su kuyusu ve duvar yaptığı, 1990 yılında da M..'in bir kısım payını kayden davacıya sattığı, daha sonra ifraz taksim sonucu çekişmeli yerin 1021 parsel sayılı taşınmaz olarak davacı adına tescil edildiği, davalının bu kez 1990 ve 1991 yıllarında çekişmeli yere iki katlı bina yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacı, kayden maliki olduğu 1021 parsel sayılı taşınmaza davalının yapılanmak suretiyle elattığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere, yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı, üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus, Türk Medeni Kanununun 684.maddesinin birinci fıkrasında; " Birşeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur" denilmek suretiyle açıkça vurgulanmıştır.
Öte yandan, Türk Medeni Kanununun 718. maddesi, "Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer" düzenlemesi ile taşınmazın dikey mülkiyet kapsamını Türk Medeni Kanununun 719.maddesi de; " Taşınmaz sınırları, tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir..." hükmüyle de yatay mülkiyet alanını belirlemiştir.
Somut olayda, davacının taşınmazdan pay satın aldığı ve ifrazen 1021 parsel sayılı taşınmaz olarak adına tescil edildiği tarihlerde taşınmaz üzerinde tek katlı tamirhane, su kuyusu ve duvarın bulunduğu, iki katlı binanın ise davacının adına kayıtlı olduğu halde daha sonra inşa edildiği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda anılan yasa hükümleri gözetildiğinde, davacı kayden pay satın alırken, taşınmaz üzerindeki tek katlı tamirhane, su kuyusu ve duvarın mülkiyeti de, satışla birlikte arzın tamamlayıcı parçası olarak, davacıya geçmiş bulunmaktadır.
Öyle ise, anılan muhdesatlar yönünden mahkemeden karar verilme isteği yasal açıdan gereksizliği nedeniyle reddine, yıkımında aşırı zarar bulunmayan ve sonradan inşa edilen iki katlı bina için ise yıkım isteğinin kabulü gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy