MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/10/2008
NUMARASI : 2005/188-2008/415
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları A. K..'dan intikal eden çekişmeli 24 parsel sayılı taşınmazdaki 48,49,50,58 nolu bağımsız bölümlerin haksız olarak davalılar tarafından kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı taraf, kiracı sıfatıyla kullandıklarını bildirip, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalıların kiracı oldukları gerekçesiyle, davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar ve birkısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 24 parsel sayılı taşınmazdaki 48, 49, 50, 58 nolu bağımsız bölümlerin, tapuda davacıların miras bırakanı A.. ile dava dışı kişilerin miras bırakanı M.. adına kayıtlı olduğu, kayıt malikinin ölümüyle, davacıların taşınmazlarda irsen paydaş bulunduğu, davalıların ise, taşınmazlarda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, ancak davacıların miras bırakanın ortak olduğu aile şirketi oldukları, davalılardan Gediz Şirketinin davacıların miras bırakanları A.. ve diğer paydaş M..yaptığı kira sözleşmesi uyarınca taşınmazı tasarruf ettiği, miras bırakanlarının ölümünden sonra da, bu kez hem davalı Gediz Şirketinin hemde diğer davalıların ise davacıların miras bırakanı A..'ın mirasçılardan dava dışı B.A.ve B..'le yaptıkları kira sözleşmesi uyarınca, taşınmazları kullandıkları yolunda savunmada bulundukları anlaşılmaktadır.
Yukarıda da değinildiği üzere, çekişmeli taşınmazların sicil kaydının davacıların miras bırakanı ve dava dışı kişilerin miras bırakanı üzerinde olduğu ve davacılar dışında başka mirasçıların bulunduğu gözetildiğinde, taşınmazın Türk Medeni Kanununun 701.ile 703.maddesinde öngörülen elbirliği mülkiyetine tabi olduğu sabittir.
Buna göre, geçerli bir kira aktinin varlığının kabul edilebilmesi için, aynı yasanın 702.maddesi hükmü uyarınca tüm ortakların sözleşmede yer alması zorunludur.
Oysa taşınmazlarla ilgili kira sözleşmesinin tüm ortakların katılımıyla gerçekleştirilmediği gibi, sözleşmeye sonradan icazet verilmediği de tartışmasızdır.
O halde, böylesine yapılan bir kira sözleşmesinin geçersiz ve hukuken sonuç doğurmayacağı açıktır.Başka bir deyişle, davalıların taşınmazlarda kiracı olduğunun kabulüne olanak yoktur.
Hal böyle olunca, davalıların taşınmazlarda fuzuli işgalci oldukları kabul edilerek, 21.6.1944 tarih 13/24 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mutlak olarak elatmalarının önlenmesi ve davacıların payları oranında hesap edilecek ecrimisile karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Öyle ise, davalıların temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Davacıların temyiz itirazları ise yerinde olup kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.