MAHKEMESİ : AKSARAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/03/2009
NUMARASI : 2000/238-2009/59
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, vakfı adına kayıtlı 21 ada 47 sayılı kadastral parselin 2981 Sayılı Yasanın 10. maddesine göre yapılan çalışma sonucunda 201 parsel nosu altında miktarının azaltıldığını ve bir kısmının yola terkedildiğini ileri sürerek anılan kısmın 201 nolu parsele ilavesini istemiştir.
Davalı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığını belirtmiş; davalı Belediye ise uygulamanın 2981 Sayılı Yasanın 10/c maddesi kapsamında yapıldığını,idari işlem niteliği taşıdığını savunmuştur.
Mahkemece, 2981 Sayılı Yasa uygulaması ile taşınmazın yola terkedilmek suretiyle eksilen miktarının ayrı bir parsel numarasıyla davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptali ve eski hale iade isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 21 ada 47 sayılı kadastral parselin 1968 yılındaki kadastro tespitinde Vakfı adına tespit ve tescil edildiği, 1991 yılında yapılan 2981 Sayılı Yasa'nın 10/b uygulamasında bir kısmının yola terkedilip kalan kısmının da 21 ada 201 parsel numarasını aldığı, taşınmazın 2000 yılında imar işlemine tabi tutulduğu ve değişik imar parsellerinin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı Vakıflar İdaresi, 21 ada 47 sayılı kadastral parselin bir kısmının yola bırakılması sonucu miktarının azaltıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmış ve yola bırakılan kısmın yeniden taşınmaza ilavesini istemiştir.Ne var ki, 2000 yılında yapılan imar şüyulandırma işlemi idari karara dayanmakta olup, idari karar idari yargı yerinde ortadan kaldırılmadıkça genel yargıda tapu sicilindeki gerekli düzeltmenin yapılamayacağı kuşkusuzdur.Somut olayda, imar işleminin idari yargıda iptal edilip edilmediği hususu üzerinde yeterince durulmamış, davalı Belediyenin savunmasında belirttiği İdare mahkemesinin 2003/10 esas sayılı dava dosyası araştırılmamış, çekişmeli taşınmazın tabi tutulduğu imar işlemini kapsayıp kapsamadığı saptanmadan 2003/119 esas sayılı idare mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca, taşınmaza yönelik imar işleminin idari yargı yerinde iptal edilip edilmediğinin kesin olarak saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz suruşturma ile hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy