MAHKEMESİ : MANİSA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 10/03/2009
NUMARASI : 2000/699-2009/99
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 3 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 nolu bağımsız bölümdeki 7/10 payının oğlu H..'nün davalılardan M..'ye olan borcunu ödeyememesi sonucunda davalıların tehdit ve hileleri ile zorla M..eşi davalı Z..'ye devrinin sağlandığını, ondan da diğer davalıya muvazaalı olarak temlik edildiğini ileri sürerek, tapu iptal-tescil, olmazsa tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil olmazsa, tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının 3 parselde 5 no'lu bağımsız bölümdeki payını 27.1.2000 tarihinde davalılardan Z..'ye satış suretiyle devrettiği, Z..'nin de anılan payı 27.4.2000'de diğer davalı S..'e temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı, dava dışı oğlu H..'nün davalılardan M..'ye borcu olduğunu, bir kısım borcu ödendiği halde, anılan davalının alınan borçtan çok daha fazlasını istemesi üzerine ödeyemediklerini, açık senet alındığını ve borcu ödemesi için kendisinin, oğlu H.. ile oğlunun eşinin tehdit edildiğini, bu tehdit ve baskılar altında oğlunun borcuna karşılık paydaşı olduğu bağımsız bölümün tapusunun istendiğini, borcun ödemesi halinde iade edileceğini beyan ettiklerini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Dava dilekçesinde iddianın açıklanan bu niteliği itibarı ile davada ikrah hukuksal nedenine dayanıldığında kuşku yoktur.
Bilindiği üzere; bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz.Borçlar Kanunun 30.maddelerinde belirtildiği üzere ikrahtan söz edilebilmesi için tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması,ikraha maruz kalanın subjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.Hemen belirt mek gerekirki iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile fesedilebileceği gibi def'i veya dava yoluylada kullanılabilir.Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için yerine getirilen edim ayni bir istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tesçil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.
Somut olaya gelince; davacı oğlu Hüsnü'nün davalı M.. A...den borç aldığı , davalı M..ile davalı Z..'nin karı-koca olduklarını ve anılan davalılar ile diğer davalı S..'in arkadaş oldukları Manisa 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/395 E, 2006/278 sayılı dosyası ile sabittir.
Öte yandan, davacının oğlu H.. ve eşi N..'ün şikayeti üzerine görülen Manisa Sulh Ceza Mahkemesinin 2000/619 Esas sayılı dava dosyasında ihkakı hak suçundan davalı M.. vs. aleyhine mahkumiyet kararı verildiği ve 24.3.2008'de kesinleştiği görülmektedir.
Dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden, davacı S..'nın oğlunun ölümle tehdidi üzerine payını temlik etmek zorunda kaldığı, davalıların arkadaş olduklarının ceza davasındaki beyanları ile belirlendiği, böylece kayıt maliki davalı S..'in iyiniyetli olmadığı, Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi hükmünden yararlanamayacağı da açıktır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy