MAHKEMESİ : ERDEMLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 28/05/1992
NUMARASI : 1991/295-1992/188
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kadastro ile davalı adına tespit edilen 926 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığını ileri sürerek taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinmeye elverişli yerlerden olduğunu, murislerinden intikalen 40-50 yılı aşan zamandan beri zilyet ve tasarruflarında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin Hazine yönünden henüz kesinleşmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece kadastro mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 926 parsel sayılı taşınmazın genel kadastro sırasında ve 20.02.1985 tarihinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca tespit edilerek 31.07.1989 tarihinde kadastro tespitinin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı Hazine, çekişmeli yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer olduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşulu ile iktisap koşullarının davalı yararına gerçekleşmediğini ileri sürerek eldeki davayı 29.07.1991 tarihinde açmış, mahkemece çekişmeli taşınmaza ilişkin tutanağa itiraz edildiği ve Hazine yönünden tespitin kesinleşmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği görülmektedir.
Gerçekten de 3402 Sayılı Kanun’un 25 ve 26. maddeleri hükmü gereğince, genel mahkemede önceden açılan dava nedeniyle sonradan çekişme konusu edilen yerin tutanağının tanzimiyle ve genel mahkemenin görevinin son bulacağı ve Kadastro Mahkemesine aynı yasanın 27. maddesi hükmü gereğince devir kararı verileceği tartışmasızdır. Oysa eldeki davada, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağı, tespit kişi adına yapılmak suretiyle 31.07.1989 tarihinde kesinleşmiş ve dava, tespitten sonra 29.07.1991 tarihinde açılmıştır.
O halde; kadastro tespitinin kesinleşme tarihinden itibaren kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak hak iddia edenlerin 3402 Sayılı Kanunun 12/3. maddesi hükmü gereğince genel mahkemelerde dava açabilecekleri Kadastro Mahkemesinin görevli olmayacağı tartışmasızdır.
Öyleyse, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanarak işin esası bakımından karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy