MAHKEMESİ : KEMER ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/04/2009
NUMARASI : 2006/146-2009/233
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 14 parsel sayılı taşınmaza davalının müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden; kayda üstünlük tanımak suretiyle elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteği yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne varki, dava dilekçesinde ecrimisil ve elatmanın önlenmesi isteği yönünden değer bildirildiği halde harcın sadece ecrimisil değeri üzerinden alındığı, yargılamanın devamı sırasında yapılan keşfe dayalı olarak düzenlenen 22.05.2007 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın 1 (bir) m2’sinin dava tarihindeki değerinin 35.00.-YTL olarak belirlendiği, buna göre kabul kapsamına alınan tecavüzlü 159 m2lik alanın değerinin 5.565,00YTL olduğu, bu alan üzerinde bulunan ve yıkımına karar verilen deponun değerinin ise 1.157,00YTL olarak belirtildiği, bu durumda, elatmanan önlenmesi ve yıkım isteği yönünden toplam dava değerinin 6.722,00.-YTL olduğu, ancak, keşfen belirlenen bu değer üzerinden harç alınmaksızın neticeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır.Bu tür bir davada, HUMK.’ nun 413 ve 492 Sayılı Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü işlemin yerine getirilmesi ve gerekli olan harcın alınması zarureti vardır.
Bilindiği üzere, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır.492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de “…muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.’ nun 409.maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Oysa, mahkemece değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmeksizin ayrıca öngörülen usulü işlemler gerçekleştirilmeksizin sonuca gidilmiştir.
Öyleyse, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği yönünden yazılı olduğu üzere verilen kararın yasal olduğu söylenemez.
Öte yandan; kabule göre, davalıya ait 13 parsel sayılı taşınmazın, davacının kayden maliki olduğu 14 parsel sayılı taşınmazın, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 159 m2lik kısmına tecavüzlü olduğu belirlendiği halde, bu alan içerisinde kalan davalıya ait evin 0.27 m2lik taşkın kısmının yıkımına ilişkin talebin yasal olmayan gerekçelerle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni sayılmamıştır.
Hal böyle olunca, 4.3.1953 tarih 10/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği yönünden taşınmazın keşfen belirlenen değeri üzerinden yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılması, ondan sonra bir hüküm kurulması gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.