MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2009
NUMARASI : 2009/37-2009/233
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 1206 ada 83, 90, 102, 109 ve 146 nolu parsellerde toplam 13419 hissenin bulunduğunu, davalı belediyenin anılan parsellerin bulunduğu alanda imar uygulaması yaparak taşınmazlardaki 7667 hissesini re’sen terkin ettiğini, imar uygulamasının kesinleşen idare mahkemesi kararıyla iptal edildiğini, imar uygulaması sonucunda adına tescil edilebilecek bir parsel kalmadığını ileri sürerek, maddi ve manevi tazminatın tahsilini istemiş, yargılama sırasında ıslah ile tapudaki hissenin yeniden ihyası suretiyle adına tescilini mümkün olmadığı takdirde tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu imar uygulamasının idari bir işlem olması ve idarenin eylemlerinden meydana gelen zararların tazminine yönelik davalarda idare mahkemesinin görevli olması nedeniyle yargı yolu itirazı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.3.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M.T. Ö.ile temyiz edilen vekili Avukat .... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ......tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, maddi ve manevi tazminat, ıslah ile tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, isteklerden maddi ve manevi tazminatın tesis edilen idari karara dayalı olduğu gerekçesiyle ve yargı yeri farklılığı sebebiyle (idari yargının görevli olduğundan bahisle) davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, 1206 ada 83, 90, 102, 109 ve 146 nolu kadastral parsellerde 13419 pay sahibi olduğunu, ancak imar uygulaması sonucu 7667 payının belediyece re’sen terkin edildiğini ve bundan dolayı mamelekinde bir azalma meydana geldiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteğiyle eldeki davayı açmış ve yargılama sırasında imar işleminin iptal edildiğini bildirerek davasını ıslah ederek tapu iptal ve tescil olmazsa tazminat isteğine tebdil etmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, 04.02.1948 tarih 10-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda delillerde ve diğer hususlarda usule ilişkin işlemlerin ıslah yolu ile düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Kaldı ki, HUMK’nun 185. maddesinin 2. bendinde davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yolu ile davasının mahiyetini tebdil edebileceği kabul edilmiştir. Somut olayda; davacının paydaşı olduğu kadastral parsellerle ilgili gerçekleştirilen imar işleminin idari yargıda iptal edildiği ve kesinleştiği sabit olup, böylesi bir durumda imar işlemi sonucu oluşan sicil kayıtlarının illetten mücerret (hukuki dayanaktan yoksun) hale geleceği ve sicil kaydının TMK’nun 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Buna göre de imar uygulaması sonucu oluşan ve yolsuz tescil halini alan sicil kayıtlarının iptal edilerek kadastral mülkiyet durumunun ihya edilmesinin gerektiği tartışmasızdır. Davacı da bunu gözetmek suretiyle davasını ıslah etmiş, öncelikle tapu iptal ve tescil isteğine hasretmiş bu olmadığı takdirde istek tazminata yöneltilmiştir. Öyle ise, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca başlangıçtaki maddi ve manevi tazminat isteğinin ıslah yolu ile tapu iptal ve tescile çevrilmesine yasal bir mani bulunmamaktadır. Buna göre, ıslah sebebiyle davacının harç ikmal etmesi sağlanmalı ve ondan sonra tapu iptal ve tescil isteği bakımından değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir.
Oysa, Mahkemece anılan bu ilke ve olgular göz ardı edilmek suretiyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olduğu söylenemez.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 16.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy