MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2009
NUMARASI : 2003/1008-2009/83
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Vakıflar idaresi, Muratpaşa vakfı adına kayıtlı 12644 ada, 5 parsel sayılı taşınmaza davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın bina yapmak ve ağaç dikmek ve tasarrufta bulunmak suretiyle elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve geriye dönük 5 yıllık ecrimisil toplamı 566 850 000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4916 sayılı Yasa uyarınca davacı kuruma başvuruda bulunduğunu, sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteği yönünden 4916 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin 2. fıkrası dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, ecrimisil isteği yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer istekler yönünden davalının 4916 Sayılı Yasanın 35. maddesi ve 2762 Sayılı Yasanın geçici 2. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 12644 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ancak taşınmazın bir bölümüne yapılanmak ve ağaç dikmek suretiyle elattığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, 4916 Sayılı Yasanın 35. maddesi, fuzuli şagillerin 4 ay içinde müracaat etmeleri halinde idare ile kira sözleşmesi yapılabileceğine ilişkindir. Bu hükmün, amir nitelikte olmadığı tartışmasızdır.
Somut olayda, Hazine ile davacı Vakıflar İdaresi arasında yapılması amaçlanan takas ve trampa tescil işlemlerinin gerçekleştirilemediği gözetildiğinde davalının işgalinin halen geçerli bir nedene dayalı olduğu söylenemeyeceği gibi anılan hükmün uygulama yeri ve olanağı kalmadığı da sabittir.
Hal böyle olunca, davacının kayıttan kaynaklanan mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle mutlak olarak elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının, bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 17.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.