MAHKEMESİ : SİNCAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/09/2009
NUMARASI : 2007/498-2009/519
Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanları D.A.ye ait, 19 parsel sayılı taşınmazdaki 11 nolu bağımsız bölümün, hukuki ehliyete haiz olmadığı dönemde davalı ve 3.kişilerin hileli davranışları ile temlikinin sağlandığını, bedel de ödenmediğini ileri sürerek, tapunun iptali ile mirasçılar adına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacılar iddiası sabit görülmeyerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davada dayanılan hukuki ehliyetsizlik iddiası yönünden, miras bırakan D. A.'nin Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Dairesinin 25.5.2009 tarihli raporu ile temlik tarihi olan 5.9.2006 tarihinde hukuki ehliyete haiz olduğu belirlenmek ve bu olgu benimsenmek suretiyle davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davacıların miras bırakanlarının 19 parsel sayılı taşınmazdaki 1/24 arsa paylı A blok 11 nolu bağımsız bölümü 5.9.2006 tarihli akitle 28.500 lira bedelle davalıya satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
Davacılar, miras bırakanlarının çekişmeli taşınmazı temlik tarihinde hukuki ehliyete haiz olmadığını, taşınmaza ipotek tesis edildiği zannı ile işlemleri yaptığını, hileli işlemler ile davalıya devrinin sağlandığını ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.
Davacıların, bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, davada dayanılan hile iddiası yönünden hükme yeterli bir araştırmanın yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; hile,genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur.B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde bir araştırma yapılarak, tüm taraf delillerinin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy