MAHKEMESİ : TRABZON 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/10/2009
NUMARASI : 2007/325-2009/301
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, vasisi olduğu S.nın malik olduğu 4 parsel sayılı taşınmazı hukuki ehliyete haiz olmadığı halde dava dışı yeğeni F.'nin davalı şirket ortağı H. ile işbirliği içinde S.'nın kandırılarak hileye düşürüldüğünü ve taşınmazın gerçek değerinden çok düşük bedelle davalı şirkete temlikinin sağlandığını ileri sürerek, tapunun iptali ile önceki maliki adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; "davada ileri sürülen ehliyetsizlik ve hile iddiaları yönünden hükme yeterli bir araştırmanın yapılmadığı gerekçesiyle" bozulmuş, bozma ilamına uyularak, kısıtlı S.yargılama sırasında (21.12.2008) vefat ettiğinden mirasçıları davada taraf olmuşlar, dava konusu taşınmaz maliki S.'nın temlik tarihinde hukuki ehliyete haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile saptandığı gerekçesiyle diğer iddialarda sabit görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı M.S.D.i tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.04.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat B.A.geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın 26.02.2001 tarihli akitle vesayet altına alınan ve yargılama sırasında vefat eden kısıtlı s. tarafından davalıya temlik edildiği, bu işlemin ehliyetsizlik ve hile ile sakat bulunduğu ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan soruşturma sonucu, taşınmaz maliki s.'nın temlik tarihinde hukuki ehliyete haiz olduğu Adli Tıp Kurumu 4.İhtisas Dairesinin 17.07.2009 tarihli raporu ile belirlenerek, hukuki ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ne varki, hile iddiası yönünden hükme yeterli bir araştırmanın yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur.B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeleri kapsar biçimde, hükme yeterli bir araştırma yapılması davacıların miras bırakanı s.'nın dava konusu taşınmazı temlikinde yanıltılıp, yanıltılmadığının tarafların tüm delilleri toplanarak saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davada ileri sürülen bu iddia yönünden eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 13.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.