(4721 S. K. m. 693)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanlarından intikal eden ve paydaşı oldukları 1568, 651, 432, 45, 1356, 1566, 338, 289, 434 ve 1090 parsel sayılı taşınmazların tamamının davalı tarafından haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuşlardır.
Davalı, dava konusu taşınmazları paydaşlardan Mahmut ve Şehriban adına işlediğini, geriye dönük 18 yıllık değil, 5 yıllık ecrimisil istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 651, 432, 45, 3156, 1566, 1568, 338, 289 parsellere davacıların payı oranında davalının el atmasının önlenmesine, 434 ve 1090 parseller yönünden el atma olmadığından reddine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik H.U.'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, davacıların paydaşı oldukları çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, dava konusu taşınmazda davacıların paydaş oldukları, kabul kapsamına alınan parsellerde davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ancak taşınmazların tamamını kullandığı görülmektedir.
Davalı, taşınmazı paydaş olan Mehmet ve Şehriban adına uzun süredir kullandığını savunmuştur. Gerçekten de davalının kullanımına davacı paydaşlar ses çıkarmadığına göre davalının kullanımının muvafakate dayalı olduğunun kabulü gerekir.
Ne var ki, davacılar dava açmakla muvafakatlerini geri almış sayılacaklarından ecrimisil talebinin reddi bu nedenle doğrudur. Ayrıca, davalının dava konusu 434 ve 1090 parsel sayılı taşınmazlara bir el atmasının bulunmadığının saptanarak anılan parseller bakımından davanın reddine karar verilmesi de doğrudur. Davalının tüm, davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacıların öteki temyiz itirazlarına gelince; 21.06.1944 tarih 13/24 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davalının taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gözetilerek mutlak olarak elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken davacıların payı oranında el atmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğru değildir.
Diğer taraftan kabule göre dava kısmen kabul kısmen ret edildiğine göre kabul ve ret oranına göre taraf yararına yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken hüküm fıkrasının karıştırılarak 780. YTL vekalet ücretinin davacıya verilmesine, yine 3.943.87.YTL vekalet ücretinin davalıya verilmesine şeklinde karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davacıların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hüküm açıklanan nedenlere hasren HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy