MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2006
NUMARASI : 2002/803-2006/248
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, paydaşı olduğu 122 sayılı parseldeki binanın tastikli projesine aykırı biçimde davalı paydaş tarafından çatı arasının ayrı bir daire haline getirilip kiraya verildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale iade istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, binanın projeye aykırı ve kaçak şekilde inşa edildiği maliklerince kullanıldığı, taksime ya da ortaklığın giderilmesine kadar paydaşların ahde vefa kuralına uyması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.4.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen vekili Avukat A.Y. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı, davalı ve dava dışı kişi adına paylı biçimde kayıtlı bulunan davaya konu arsa vasıflı 122 sayılı parseldeki binanın bağımsız bölüm halindeki çekişmeli kısmının davalı tarafından tasarruf edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, projeye aykırılıktan söz ederek yazılı isteklerle eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten de, tasdiksiz projesinde bağımsız bölüm olarak görünen çekişmeli kısmın tasdikli projesinde çatı piyesi olarak düzenlendiği keşif sonrasında mahkemeye sunulan bilirkişi raporuyla sabittir.
Bilindiği gibi, üzerinde yapılaşma bulunan taşınmazlarda paydaşlar bakımından tasdikli projenin asıl olduğu ve bağlayıcılığının bulunduğu, bunun dışındaki tasdiksiz projeye hukuki bir sonuç izafe edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, tasdikli projeye değer verilmek suretiyle davanın kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu reddedilmesi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.4.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy