MAHKEMESİ : BODRUM 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 17/10/2008
NUMARASI : 2005/386-2008/401
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kooperatif adına kayıtlı 808 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki davalının 907 parsel üzerinde yaptığı havuz inşaatını güneşleme terası olan kısmın, tesisat dairesi ve istinat duvarının tecavüzlü olduğunu, ayrıca istinat duvarının yıkılma tehlikesi bulunduğunu ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve yıkım ile davalının kendi parselinde kalan hatalı imalat nedeniyle yıkılma tehlikesi bulunan istinat duvarının uygun hale getirilmesini istemiştir.
Davalı, kendilerine ait yapıların davacı taşınmazına tecavüzlü bulunmadığını, herhangi bir tehlike doğurmadığını, iki taşınmaz arasında bulunan istinat duvarının sağlam bir yapı olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıya ait yapıların davacı taşınmazına tecavüzlü olduğunun keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve komşuluk hukukundan kaynaklanan zararın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği, ve toplanan delillerden; kayden davacı kooperatife ait 808 parsel sayılı taşınmaza hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu anlaşılan teknik bilirkişi raporu ve krokisinde gösterildiği şekilde haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın davalı tarafından taşkın olacak şekilde isnat duvarı ve havuz inşaatı yapıldığı, ayrıca duvarın da tehlike yarattığı belirlenerek davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
O halde, bu yönlere ilişkin davalının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, davalı tarafından yapılan istinat duvarı ve havuzun davacının mülkiyetindeki taşınmaza taşkın olan bölümünün yıkılması ile yetinilmesi gerekirken 3194 Sayılı İmar Yasasından kaynaklanan sebeple yapının 3 m.geriden yapılması şeklinde kurulan hükmün Türk Medeni Kanununun 683.maddesinde öngörülen mülkiyet hakkının kullanılmasına aykırılık teşkil edeceği sabittir.Hemen belirtilmelidir ki anılan bilirkişi raporunda belirtilen 3.m olgusunun idareyi ve idari yaptırımı gerektireceği kuşkusuzdur.
Öyle ise, davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy