MAHKEMESİ : KUMLUCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/12/2008
NUMARASI : 2007/16-2008/650
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaş bulundukları 1787 parsel sayılı taşınmaza davalının çalıştığı belediyenin olanaklarından yararlanarak yol açmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, Mavikent Belediyesinde araç şefi olarak çalıştığını, davacının belediyeye başvurusu üzerine yolun açıldığını, husumetin belediyeye yöneltilmesi gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacılara ait taşınmaza davalının yol olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; kayden davacılar ve dava dışı kişiler adına kayıtlı 1787 parsel sayılı taşınmaza davalının yol açmak ve kullanmak suretiyle elattığından bahisle eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Yargılama sırasında bu taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak yeni geometrik ve mülkiyet durumunun oluştuğu, buna göre yeni oluşan 406 ada 1 sayılı imar parselinin davacılar adına, 407 ada 1 sayılı imar parselinin ise davacı A... ve dava dışı kişiler adına tescil edildiği ve her iki parsel arasında imar yolu meydana getirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonunda elde edilen bilirkişi raporu ve eki krokide (A) ile gösterilen toplam 311,99 m2’lik yere davalının elattığı belirlenerek, davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Anılan bu miktar içerisinde bir kısım yerin davacıların imar çapı kapsamında kaldığı gibi bir bölümünün de imar yolunda kaldığı sabittir.
Oysa, davacılar tarafından imar işleminin iptali konusunda idari yargıda dava açıldığı ve halen derdest bulunduğu dosya kapsamıyla tartışmasızdır. İdari yargı yerinde görülen davanın sonuçlanması halinde mülkiyet bakımından eldeki davayı etkileyeceği açıktır.
Hal böyle olunca; idare mahkemesinde görülen ve derdest olan davanın sonucunun beklenmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerle, HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.07.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy