MAHKEMESİ : BEYŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/05/2007
NUMARASI : 2006/100-2007/298
Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyşehir Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.5.2007 gün ve 100-298 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 12.1.2009 gün ve 12127-64 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, 3621 Sayılı Yasa’dan kaynaklanan tapu iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişmeli 143 ada 7 sayılı parselin 1978 yılındaki kadastro işleminde tapu kaydına dayalı olarak tespit gördüğü, tespitin 1981’de kesinleştiği, dayanak tapunun tesis kaydının ise Hazine’nin de tarafı bulunduğu Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 4.3.1968 tarih, 449-77 sayılı kararıyla senetsizden hükmen oluştuğu ve kesin delil niteliğiyle tarafları bağlayacağı anlaşılmaktadır.
Nitekim anılan husus, Daire’nin 12.1.2009 tarih, 12127-64 sayılı bozma ilamında da vurgulanmış, hükmen oluşan tesis tapusuna ait tescil krokisinin taşınmaza uygulanması gereğine işaret edilmiştir.
Ne var ki, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir.
Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren davanın açıldığı 31.3.2006 tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece davanın her aşamasında öncelikle ve res'en dikkate alınması gerekli olumsuz dava şartlarındandır.
Hal böyle olunca, 5841 Sayılı Yasa ile getirilen düzenlemeler gözetilmek suretiyle bir karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır. Davacının karar düzeltme isteği açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, Daire’nin 12.1.2009 tarih, 12127-64 sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemenin 16.5.2007 tarih, 100-298 sayılı kararının yukarıda değinilen gerekçe ile HUMK.’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.7.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy