MAHKEMESİ : ÜSKÜDAR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/04/2008
NUMARASI : 2006/53-2008/72
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar,kayden maliki bulundukları 362 ada 15 parsel sayılı taşınmaza davalıların komşu 16 parselde imara ve inşaat ruhsatına aykırı bina yapmak suretiyle müdahale ettiklerini, yapılan binanın sınıra çok yakın olması nedeniyle kendilerini huzursuz ettiğini,parselin değerini düşürmek suretiyle zarar verdiğini,deniz manzarasını kapattığını ileri sürüp komşuluk hukukuna aykırı elatmanın önlenmesine ve binanın yıkılarak eski hale iadeye karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar,dava konusu taşınmaza imara ve inşaat ruhsatına uygun bina yaptıklarını,davacılar taşınmazına müdahaleleri olmadığını,zarar verilmediğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacı Hatice’nin taşınmazla ilgisi olmayıp davada sıfatı olmadığı, davalıların kendi taşınmazlarına tasdikli proje ve ruhsata göre yaptıkları binanın komşuluk hukuku yönünden olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar,davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla,tetkik hakimi . . raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava,komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi,yıkım ve eski hale getirme isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;kat mülkiyeti kurulu çekişme konusu 15 parsel sayılı taşınmazın davacılar M.M.ve M.adına bağımsız bölümler olarak kayıtlı olduğu,davalıların ise 16 parselin maliki bulundukları anlaşılmaktadır.
Davacılar,davalıların komşu parselde imara ve komşuluk hukukuna aykırı yapılanmak suretiyle taşınmazlarına müdahale ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece,davalılar yapısının imara uygun olduğu belirlenmek suretiyle davanın reddedilmiş olması kural olarak doğrudur. Kaldıki, imara aykırı yapının komşu parsel veya malikine bir zarar vermiyorsa çekme mesafesine uygun olmaması ve başlı başına imara aykırı olması ayrıca davacının taşınmazına bakan kısma pencere açılması şeklindeki fiil Türk Medeni Kanununun 683.maddesinde öngörülen mülkiyet hakkının kullanılması ve yararlanmasının bir gereği ve sonucu olup mevcut olguların 3194 Sayılı Yasanın 32 ve 42.maddeleri hükümleri uyarınca idareyi ve idari yaptırımı gerektireceği tartışmasızdır.Öte yandan mevcut veya yakın bir tehlike zararı bulunmadıkça muhtemel bir zararın varlığından bahisle açılan davanın dinlenilmesine olanak yoktur.
Ne var ki,dosya kapsamı ile davalıların binasının bulunduğu 16 parsel sayılı taşınmaza ilişkin imar planı değişikliğinin İstanbul 1.İdare Mahkemesinin 25.10.2007 tarih, 2005/2304 esas,2007/2373 karar sayılı ilamı ile iptal edildiği,kararın henüz kesinleşmediği, yine aynı taşınmazda yapılan bina için verilen 07.12.2005 tarihli inşaat ruhsatının iptali bakımından açılan davada İstanbul 1.İdare Mahkemesinin 2006/1581 esas sayılı dosyasında 24.10.2007 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olup, yargılamanın devam ettiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki idari yargının kuracağı ve kesinleşecek kararın eldeki davayı etkileyeceği sabittir.
Hal böyle olunca;anılan idare mahkemesinde görülen dava dosyalarının sonucunun beklenmesi,ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacı Hatice dışındaki diğer davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy