(818 S. K. m. 23, 28, 30)
Dava ve Karar: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 790,2501 ve 789 parsel sayılı taşınmazlarını, kendisiyle evlenmesini temin etmek maksadıyla davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, ancak davalının 10-15 gün kendisini oyalayıp evden kaçtığını, evlenmediğini ileri sürerek hile nedeniyle tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalının taşınmazları Hüseyin Algan'a devretmesi üzerine bu kişi aleyhine açılan dava eldeki davalarla birleştirilmiştir.
Davalı Lütfiye, davanın reddini savunmuş, diğer davalı Hüseyin ise taşınmazları tapu kaydına güvenerek iyiniyetle satın aldığını belirtmiştir.
Mahkemece, 789 parsel yönünden açılan davanın sıfat yokluğu nedeni ile reddine, 790 ve 2501 parseller yönünden açılan davanın kabulü ile tapuların iptal ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı Lütfiye vekili ve dahili davalı Hüseyin Algan vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 789 parsel yönünden sıfat yokluğu nedeni ile davanın reddine, diğer parseller yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının kayden maliki olduğu 790 ve 2501 parsel sayılı taşınmazlarını 20.6.2007 tarihinde kayıtsız şartsız bağış suretiyle davalılardan Lüftiye Bozkurt'a devrettiği, 789 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı Kayaali Erdi tarafından aynı tarihte davalı Lütfiye'ye bağışlandığı, bilahare davalı Lütfiye'nin anılan taşınmazları 5.10.2007 tarihinde satış suretiyle birleşen davanın davalısı Hüseyin Algan'a temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava dışı Kaya Ali'ye ait 789 parsel sayılı taşınmaz yönünden sıfat yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, davacı evliliği gerçekleştirmek amacı ile taşınmazları davalı Lütfiye'ye bağışladığını, fakat davalının evliliğe yanaşmadığını, hileye düşürüldüğünü ileri sürüp eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; yasal açıdan bir akdin korunması için asıl olan aktin yapılması sırasında iradeyi ifsat eden bir nedenin bulunmamasıdır. Yok eğer akdin inikadı sırasında akit hata, hile, ikrah, gabin gibi iradeyi bozucu bir sebeple gerçekleştirilmiş ise yapılan temliki tasarrufun geçersiz olacağında kuşku yoktur. Akit sırasında olmayıp ta sonradan zuhur eden olayların aktin geçerliliğine etkisi olamaz. Bir başka ifade ile akti geçersiz kılmaz.
Bu ilke ve kurallar gözetildiğinde; davacının serbest iradesiyle yapmış olduğu temlikten sonra gerçekleşen iradeyi bozan olayların aktin sıhhatini etkilemeyeceği gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değildir.
Sonuç: Davalıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy