MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/03/2009
NUMARASI : 2005/208-2009/187
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, paydaşı bulunduğu apartman üzerine, davalı Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ.’nin, taşınmazdaki diğer paydaşların onayı ile baz istasyonu kurmak suretiyle haksız müdahalede bulunduğunu, kurulan bu bazı istasyonu nedeniyle ailece kaygı yaşadıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Türkcell, iddiaların doğru olmadığını, geçerli kira sözleşmesi ile baz istasyonu kurduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yargılamaya katılmadıkları gibi yanıt ta vermemişlerdir.
Mahkemece, pay ve paydaş çoğunluğu ile dava konusu baz istasyonu kurulumu yönünden kira ilişkisinin kurulmuş olması, zararlı olduğu iddia edilen baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen değerler uyarınca sınır değerleri aşmadığının belirlendiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilip, onama isteğinde bulunan davalı Türkcell vekili duruşma isteğinde bulunmuş olmakla; duruşma isteği değerden rededildi. Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, davalı şirket ile düzenlenen, baz istasyonu kurulmasına yönelik kira sözleşmesinin Kat Mülkiyeti Yasasına aykırı olduğu ve kurulu baz istasyonunun çevre ve insan sağlığına zararlı bulunduğu iddiasına dayalı çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının paydaşı olduğu 13371 parsel sayılı taşınmazın üzerine yapılı bulunan apartmanın üzerine, diğer paydaş davalılar ile kurulan kira ilişkisine dayalı olarak davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin baz istasyonu kurduğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazda davalı şirket ile taşınmazın diğer paydaşı davalılar arasında yapılan baz istasyonu kurulmasına yönelik sözleşme, pay ve paydaş çoğunluğuna dayandığından geçerli olup davacının paydaşlıktan kaynaklanan el atmanın önlenmesi isteğinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki çekişme konusu baz istasyonunun çevre ve insan sağlığına zarar verdiği iddiası yönünden yapılan araştırmanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır
Bilindiği üzere; iddianın bu içeriği ve niteliğine göre; taraflar arasındaki çekişmenin Türk Medeni Kanununun 737 ve devam eden maddelerinde öngörülen komşuluk hukukundan kaynaklandığı açıktır.
Mahkemece, keşfen elde edilen, baz istasyonunun yönetmelik hükümlerine uygun olduğu ve yönetmelikte belirtilen elektromanyetik şiddete ilişkin limit değerlerinin altında faaliyet gösterdiğini açıklayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, baz istasyonu adı verilen tesislerin işletilmesi sonucu geniş halk kitlelerine yarar sağladığı ve hizmet verildiği kuşkusuzdur. Ancak bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi de kabul edilemez. Buna göre, hizmetten elde edilen yarar ile bunun karşısında verilen zararın değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Öte yandan, hiçbir hizmetin insan yaşamı kadar önem ve öncelik taşıdığı da düşünülemeyeceği gibi yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın sağlığından olması uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. Öyleyse, böyle bir tehlikenin varlığının saptanması halinde gerekli önlemlerin alınmasının zorunlu ve kaçınılmaz olduğu da tartışmasızdır.
Konuyla ilgili olarak 4502 sayılı kanunla değişik 2813 sayılı Telsiz Kanununun ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu hükümleri gereğince çıkartılan " Telekominikasyon Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddeti Limit Değerleri Belirlenmesi Ölçüm Yöntemleri ve Denetlenmesi Hakkındaki Yönetmelikte bir kısım usul ve esasa dair düzenlemelere yer verilmiş olup, yönetmeliğin 12.maddesinde ölçüm yapacak personelin nitelikleri belirtilmiş ve 11.maddesinde de ölçümde kullanılacak cihazların ne olacağı belirtildikten sonra nitelikleri ve özellikleri sayılmıştır.
Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişilerin yönetmeliğin 12. maddesinde belirtilen sıfat ve vasıfları taşıdıkları, başka bir ifade ile gerekli ehliyete haiz oldukları, belirlemelerin de hangi cihazlar kullanılarak elde edildiği bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de çekişmeye konu baz istasyonunun konumu itibariyle insanların yoğun olarak yaşadıkları ve hayatlarını sürdürdükleri yer içerisinde kurulduğu sabittir. Öyleyse, bundan kaynaklanacak sorumluluğun, kusura dayanmayan tehlike sorumluluğu olduğu gözetildiğinde tesisin, bulunduğu ve kurulduğu yer bakımından uzun sürede kişi ve çevreye zarar verip vermeyeceği üzerinde de durularak daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulmasının mümkün olup olmadığı hususlarında da raporda bir değerlendirme yapılmış değildir.Bu belirlemelere göre, hükme esas alınan raporun duraksamaya yer bırakmayacak nitelikte açık ve içerikli olduğu söylenemez.
O halde mahkemece eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy