MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2009
NUMARASI : 2009/108-2009/134
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 5234 (yeni 3327 ada 28) parsel sayılı taşınmaza davalıların paylarından fazla yerde yapılanmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, taşınmazda paydaş olduklarını, çekişmeye konu yerin yıllardır kendi kullanımlarında bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, dairece; “çekişme konusu taşınmazdaki payını davacı M..’nın yargılama sırasında dava dışı H. K..e temlik ettiği görülmektedir. Bu durumda, mahkemece HUMK.nun 186. maddesi gereğince usuli işlemler tekemmül ettirilmeden yazılı olduğu üzere işin esası bakımından karar verilmiş olması doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.12.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Ü.K..vekili Avukat O. İ.. ile temyiz edilen vs. vekili Avukat A. A.. geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmüne uyulan bozma ilamında davacı Mustafa’nın yargılama sırasında payını dava dışı kişiye temlik etmesi sebebiyle HUMK.nun 186. maddesi gereğince usuli işlemlerin tekemmül ettirilmesi gereğine değinilmiş olup, mahkemece davalılara 186. maddede öngörülen tercih hakkı sorulmuş, davalıların yeni malikin davaya katılımını kabul etmediklerini belirtmeleri üzerine taşınmazı yargılama sırasında edinen davacı M..’nın oğlu olan H. K..’in gıyabında aynı oturumda neticeye gidilmiştir.
Oysa, yargılama sırasında dava konusu taşınmazda paydaş olan M..payını oğlu olan Hakan Kavçin’e devrettiğine göre kayıt maliki olan H..’ın mülkiyet hakkı sahibi olarak Türk Medeni Kanununun 683. maddesi gereğince davayı takipte hukuki yararı bulunacağı tartışmasızdır. Esasen bu husus davalı tarafın takdirine de bırakılmamıştır. Kaldı ki, diğer davacı Ü.. vekili, yargılama sırasında yeni malik H..’dan temin edilecek vekaletnamenin mahkemeye sunulması yönünde süre istediği yönünde bildirimde bulunduğuna göre mahkemece bu hususun göz ardı edilmesi doğru değildir.
Esasen karar da H..’ın bayii olan davacı M.. ve diğer davacı Ü.. tarafından temyiz edilmiştir.
Diğer taraftan, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda her ne kadar tüm paydaşları kapsar biçimde harici bir taksim bulunmamakta ise de, taşınmazın kullanımı yönünden fiili bir olgunun mevcut bulunduğu tarafların ve mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, dosya kapsamına ve toplanan tüm delillere göre davacıların kullanımına bırakılan yere davalıların elattığı da sabittir.
Ne var ki, mahkemece hükmün gerekçesinde bu olgu kabul edildiği halde sonuçta davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamına uygun olduğu söylenemez.
Öyleyse davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 8.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy