MAHKEMESİ : KARTAL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/02/2009
NUMARASI : 2005/252-2009/76
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı (karşı davalı), 236 parsel sayılı taşınmazı davalının vekaletsiz iş görme hükümlerine göre kendi adına satın almasına rağmen daha sonra mahkeme kararıyla adına tescil ettirdiğini, alınan taşınmazın bedelini ödediğini, taşınmazın üzerine ev yapıp, bir bölümünü satış suretiyle devrettiğini, ödediği bedelin haksız kazanca dönüştüğünü ileri sürüp, davalı adına muvazaalı şekilde oluşan tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazın rayiç değeri olan 183.616.400.000.-TL’nin tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı (karşı davacı), 236 parsel sayılı taşınmazın hükmen adına tescil edildiğini, mahkeme kararına karşı muvazaa iddiasında bulunulamayacağını, taşınmaza davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine, binanın yıkımına ve 1.680.000.000.-TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, Dairece; “..taraflar arasında iddia edildiği anlamda varlığı ileri sürülen inanç sözleşmesinin 5.2.1947 tarih, 20/6 Sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca yazılı belge ile ispatı zorunludur. Belirtildiği şekilde bir belge ibraz edilmemiş ise de yukarıda açıklanan dekont ve mektubun HUMK.nun 292. maddesi anlamında yazılı beyyine başlangıç niteliği taşıdığı açıktır. Bu durumda, taraflar arasındaki çekişmenin anılan hukuki sebep yönünden tartışılıp sonuçlandırılması gereklidir. Nevar ki mahkemece, bu anlamda bir araştırma ve tartışma yapılmış değildir. Öte yandan, çekişmeli 236 kadastral parsel 20.7.1999 tarihinde yapılan imar şuyulandırma işlemi ile değişik imar parsellerine gitmiş, yeni imar çapları oluşmuştur. Davanın sonuçlandırılmasında yeni imar parsellerinin gözönünde bulundurulması gerekeceği de kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, davacının inançlı işlem iddiası üzerinde yeterince durulması, hüküm kurulurken yeni imar parsellerindeki mülkiyet durumunun gözetilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak, tapu iptal ve tescil istekli asıl dava ile birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı (karşı davalı) Yusuf tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belli edilmiştir. Bozmaya uyulmakla tarafları lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar. Ancak, bu temel usul kuralı göz ardı edilerek bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; bozma ilamında da açıklandığı gibi davalı tarafından davacıya gönderildiği bildirilen bir mektup ile davalıya para gönderildiğine ilişkin banka dekontunun yazılı delil başlangıcı niteliği taşıdığı kuşkusuzdur. Yazılı delil başlangıcının bulunması halinde tanık dinlenebileceği de yargısal uygulamalar gereğidir. Nitekim dinlenen davalı tanıkları davacının taşınmaz alınması için para gönderdiğini, ancak davacı adına alınmak istenilen taşınmazın dava konusu taşınmaz değil dava dışı bir taşınmaz olduğunu bildirmişler, ancak davacı tanıkları dinlenmemiş ve hükümde davacı tarafın tanık bildirmediği gerekçesine yer verilmiştir. Oysa, dava dilekçesi ve davacının 16.03.1999 günlü delil listesinde tanık deliline ve bunun yanında Kartal 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/295 esas sayılı davasındaki tanık ifadelerine dayandığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, davacı tanıklarının da dinlenmesi, mektup ve banka dekontlarının irdelenmesi davalı tanık ifadelerinde geçen (davacının gönderdiği para ile dava dışı taşınmaz satın alınacaktı ibaresi) dava dışı taşınmazın hangi taşınmaz olduğunun araştırılması davaya müdahil olan kişiler ile ferağa icbar davalarındaki satıcıların beyanları üzerinde durulması, taşınmazın neden hep davacı tarafından kullanıldığının değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bozma gerekçeleri yerine getirilmeksizin noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının (karşı davalının) temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy