MAHKEMESİ : KADIKÖY 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/05/2009
NUMARASI : 2008/241-2009/129
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 3 nolu bağımsız bölümü davalının haksız kullandığını ileri sürüp, elatmanın önlenmesine ve 25.000.00.-YTL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı diğer paydaştan kiralamak suretiyle kiracı sıfatıyla kullandığını, dava tarihi itibariyle taşınmazı boşalttığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı davalının haksız kullandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.12.2009 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ş. S.. ile temyiz edilen vekili Avukat İ. G.. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 3 nolu bağımsız bölümün davacı ile dava dışı Ş. F.. adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, ½ pay maliki dava dışı Ş.N..’nin diğer paydaş davacıdan edindiği 08.05.1995 tarihli kiraya verme yetkisini de içerir vekaletnameyi kullanarak taşınmazı 01.06.1995 tarihinde kardeşi davalıya kiraya verdiği ve yerin davalı tarafından dava tarihine kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları hakkındaki yasa kapsamında olduğu açıktır. Dosya kapsamı ile, taraflar arasında 01.06.1995 tarihinden itibaren kira sözleşmesinin bitim tarihi olarak kararlaştırılan 01.06.2000 tarihine kadar nizasız vaziyette kiracılık ilişkisinin devam ettiği ve dava tarihine kadar çekişmesiz olarak taşınmazın davalının kullanımında bulunduğu görülmektedir.
Davacı, davalının taşınmazı baştan itibaren kullanımına rızasının bulunmadığını bildirmiş olmasına rağmen davacının vermiş olduğu vekaletname uyarınca davalı ile kira sözleşmesi yapıldığı sabit olup, 5 yıl süre ile yapılan ve sıhhatinde bir geçersizlik iddiası bulunmayan ve dosyaya ibraz edilen kira sözleşmesi gözetildiğinde davalının taşınmazı kullanmasında haksız olduğu söylenemez ve kabul edilemez.
Bilindiği üzere; 6570 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca süreli olarak yapılan bir kira sözleşmesinde öngörülen sürenin hitamından önce ihtarname keşide edilerek akde son verileceği iradesi ortaya konulmadıkça akdin kendiliğinden yenilenmiş olacağı tartışmasızdır. Ancak, dosya içerisinde bu konuda davalıya bir ihtar çekilmediği gibi bir uyarıda bulunulduğu da kanıtlanmış değildir.
Buna göre, kira akdinin 01.06.1995’te başladığı gözetildiğinde sükut edilmek suretiyle akdin her yıl yenilendiği, buna göre kiranın hitam tarihinin 01.06.2009 tarihi olacağı, ne var ki, davanın 04.07.2008 tarihinde açıldığı sabit olup, kira akdinin hukuki varlığını koruduğu süre içinde davanın açıldığının kabulü gerekir.
Öyleyse, bu durumda dava tarihine göre davalıyı taşınmazda fuzuli şagil olarak kabul etmek olanaksızdır.
Diğer taraftan, her nekadar davalı taşınmazın boşaltıldığı ve kullanılmadığı yönünde bildirimde bulunmuş ise de, mecurun anahtarının davalı da bulunması halinin davalının taşınmazı kullandığı, başka bir ifadeyle hakimiyeti altında bulundurduğu şeklinde kabul edilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur.
Hal böyle olunca; davalının dava tarihine göre kiracılık ilişkisinin devam ettiği, davacının kira ilişkisinden kaynaklanan bir alacağı varsa ayrı bir dava konusu edebileceği gözetilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle, HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.12.2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 625.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 22.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy