MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/06/2009
NUMARASI : 2007/108-2009/117
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 26585 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalının bina yapmak suretiyle haksız elatıp kullandığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine, yapının yıkımına ve aylık 250.00.-TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kesin süre içerisinde keşif giderlerini yatırmadığı gibi çekişme konusu taşınmaza davalının müdahalesi olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 26585 ada, 3 parsel sayılı, 900 m2 arsa vasıflı içinde ahşap ve kargir 2 ev ve kuyusu olan taşınmazda davacının paydaş olduğu, keşide olunan 13.11.2006 tarih ve 18436 yevmiye ihtarname ile haksız işgale son verilmesi ile aylık 250,00.-TL ecrimisil bedelinin üç gün içerisinde ödenmesinin istendiği, kiracı olarak taşınmazda otururken davacının taşınmazda pay edinmesinden çok önce davalının taşınarak terk ettiğini savunan davalı vekilinin kira sözleşmesi ve telefon aboneliğine dair fatura örneği ibraz ettiği, mahkemece bir kısım resmi mercilere yazılar yazılıp, davacı tanığının beyanının alındığı, 28.10.2008 ve 23.12.2008 tarihli oturumlarda verilen keşif ara kararlarının davacı tarafça yerine getirilmemesi üzerine, takip eden 19.03.2009 günlü celsede keşif giderlerinin yatırılması için kesin süre verildiği, giderlerin yine karşılanmadığı, son celsede taraf vekilinin keşif ücretini yatırmayacaklarını bildirmeleri üzerine mahkemece davacı vekilince kesin süreye rağmen keşif ücretini yatırmadığı ve iddiasını kanıtlayacak başka delil ibraz etmediğinden bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüşse de; sadece üç bilirkişi için 400,00.-TL’den toplam 1.200,00.- TL ücretin yatırılması için kesin süre verilip ihtarat yapıldığı, keşif için verilen kesin sürenin usule uygun olmadığı gibi yapılan araştırmanın da yeterli bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; HUMK'nun 414 maddesi hükmüne göre, mahkemece verilen keşif kararında ve keşif giderlerinin yatırılması için ayni kanunun 163. maddesi uyarınca ilgili tarafa tanınan önel ve kesin önele ilişkin ara kararında; yapılması gereken işlerin neler olduğunun tam bir açıklıkla belirtilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması; keşif giderlerinin (hâkim ve mahkeme personelinin yol tazminatını, taşıt giderlerini, tanık ve bilirkişi ücretlerini ve bunlara çıkarılacak davetiye giderlerini kapsayacak biçimde) ayrıntılı olarak saptanması; önele uymamanın doğuracağı sonuçların kendilerine açıklanması ve tarafların uyarılması zorunludur. Davanın vekil aracılığı ile yürütülmesi ve takip edilmesi halinde de aynı kuralın geçerli olacağı tartışmasızdır. Öte yandan, davacı vekilinin keşif giderlerini yatırmayacağına ilişkin beyanının okunup kendisine imza ettirilmemesinin HUMK.’nun 151. maddesi hükmü karşısında hukuki değer ifade etmeyeceği kuşkusuzdur.
Hemen belirtilmelidir ki, Medeni Kanunun 683. ve takip eden maddeleri uyarınca kayıt malikinin bu yere vaki haksız tecavüz halinde yasanın kendisine tanıdığı hakları kullanmak suretiyle el atan kişi ve kişileri bu yerden men etme haklarının bulunduğu açık olup, haksız fiil niteliğindeki el atmanın önlenilmesi isteği bakımından, davalının bu eylemi sübuta ermelidir.
Ne varki, mahkemece, yeterince araştırma ve inceleme yapılmadan davacı tanığının soyut ifadesine, yetersiz yazışma cevaplarına değer verilerek hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca, usulüne uygun ara kararı kurulduktan sonra, mahallinde keşif yapılarak, taraf tanıklarının keşfen dinlenmesi (H.U.M.K.259), davalının taşınmazı hangi tarihte terk ettiğinin, özellikle kira süresinin bitiminden sonra taşınmaza el atıp atmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek davanın ret edilmesi doğru değildir
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy