MAHKEMESİ : KAYSERİ 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2009
NUMARASI : 2007/38-2009/175
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ıslah ettikleri dilekçelerinde, ortak miras bırakan babaları O. H..’ın 2434 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümü mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ölünceye kadar bakım akdiyle G..’a temlik ettiğini, G..’ın da taşınmazı murisin kardeşi olan dava dışı N..’e onun da aynı gün davalıya satış şeklinde devrettiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile muris adına olmadığı takdirde payları oranında adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Miras bırakan O. H..'ın 08.10.2002 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları olarak geride davanın tarafları ile dava dışı A..,O..'nın kaldıkları, murisin 2434 ada 6 nolu parseldeki 120/338 arsa paylı 1.kat 2 nolu meskeni 05.02.2001 tarihinde davalının annesi olan G..'a ölünceye kadar bakma akti ile temlik ettiği, G..tarafından da 11.10.2001 tarihinda dava dışı N..'e, N..'in de aynı tarihte davalı O..'a satış yoluyla devrettiği kayden sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki,bireylerin yaşlanma ve yaşlılıkta yalnız kalma korkuları ölünceye kadar bakma sözleşmesinin doğumuna yol açmıştır.Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri ivazlı sözleşme türlerinden olup nitelik itibarıyla güvence sağlayan akitlerdendir.Diğer taraftan bu tür akitlerin hedefi maddi bir destek elde etmek değil, bakım alacaklısının sosyal durumuna uygun bir bakım elde etmektir.
Bilindiği üzere Borçlar Yasasının 511.maddesinde bakım alacaklıları yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörülmemiştir.Bakım alacaklılarının akit sırasında özel bakıma muhtaç olmasını aramak yasada yer almayan bir unsuru ilave etmek olur.Bu ihtiyacın akitten sonra doğması yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş olması da aktin geçerliliğine etkili olmaz.
Öte yandan her ne kadar bakım borçlusu olanın gücünün elverdiğince eşine yardımcı olması özel bazı koşulların gerçekleşmesi durumunda yasal bir görev olabileceği düşünülebilirse de, bu yardım ve bakım genelde yasal zorunluluk olmaksızın daha çok insancıl yönü ağır basan, belki de evrensel bir ahlak kuralıdır.
Tüm bu açıklamalara karşın kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı temliklerin de muvazaa ile iletli olduğunun ileri sürülmesi mümkündür.
Somut olaya yukarıdaki ilkeler uyarınca baktığımızda; ölünceye kadar bakma aktinin yapıldığı 05.02.2001 tarihinde muris(bakım alacaklısı) 72 yaşında olup, uzun yıllar birlikte yaşamak suretiyle bakım koşullarının yerine getirildiği, kaldı ki miras bırakanın sağlığında akde aykırılıktan dolayı bir dava açmadığı, muris tarafından yapılan diğer temliklerin bağış ve satış şeklinde olduğu, oysa eldeki davada ölünceye kadar bakım akdi suretiyle taşınmazın temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu nedenlerle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı dolayısı ile muvazaalı olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,16.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy