MAHKEMESİ : BOR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2009
NUMARASI : 2008/127-2009/224
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 404 parsel sayılı taşınmazını komşu 400 nolu parselin zilyedi C..’in kısmen işgal ettiğini, 396 nolu parselin malikinin davalı T.., 398 nolu parselin malikinin ise davalı A..olup, her üç davalının da elatmalarının önlenmesine ve taşınmazının sınırlarının bilirkişi ile tespit edilerek sabitleştirme işleminin yapılmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar T.. ve C.., davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar A.. ve T.. hakkında açılan davanın reddine; C.. hakkında açılan davanın müdahalenin sabit olduğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve taşınmazın sınırlarının tespiti isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 404 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, davalıların taşınmazını işgal ettiklerini belirterek elatmanın önlenmesi ile birlikte taşınmazının sınırlarının bilirkişi vasıtası ile tespit edilmesi isteğiyle eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazırhale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan keşif sonucunda elde edilen fen bilirkişi raporundaki krokinin ölçeksiz olup, koordinatlarının belirlenmediği ve hüküm vermeye yeterli olmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, yerinde 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi vasıtası ile keşif yapılarak infaza ve denetime elverişli rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hükme yeterli olmayan tahkikatla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Tarafların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy