MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/04/2009
NUMARASI : 2008/171-2009/215
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 1485 parsel sayılı taşınmazdaki 26 nolu bağımsız bölümü davalının eşi olan N. Y..’dan 20.12.2005 tarihinde satın aldığını, davalının borçları için evin satıldığını taşınmazı tekrar geri almak için 20.07.2006 tarihine kadar süre verildiğini, ancak bu tarihten sonra davalının evi tahliye ve teslim etmediğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, 20.12.2005 tarihli borç sözleşmesi ve borcun teminatı olarak taşınmazın devredildiğini, sözleşmeyle N..’nin bu evde 2 yıl daha oturma hakkının bulunduğunun düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen inanç sözleşmesinin halen geçerli ve yürürlükte olduğu, davalının haksız işgalci konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çaplı taşınmazdaki bağımsız bölüme el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın öncesinde davalının eşi N.. Y..’ya ait iken 21.12.2005 tarihinde satış suretiyle davacının malik olduğu kayden sabittir.Davacı, davalının taşınmazı herhangi bir haklı ve geçerli nedeni bulunmaksızın kullandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı A.. ise savunmasında, davacıdan 85.000 ingiliz sterlini borç para aldığını ve buna karşılık eşi olan N..’nin malik olduğu çekişme konusu taşınmazı teminat olarak davacıya devrettiğini belirterek 21.12.2005 tarihinde düzenlenen “sözleşmedir” başlığını taşıyan belgeyi ibraz ederek taşınmazda 2 yıl süre ile eski kayıt maliki N. Y..’nın oturmasına muvafakat verdiğini belirtmiş ve henüz sürenin dolmadığını savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Gerçekten de, 21.12.2005 tarihli belgede taşınmazın davacı tarafından temellük edilmesi halinde eski kayıt maliki N..’nin taşınmazda 2 yıl daha oturacağı kararlaştırılmış olduğu ve taşınmazında borcun teminatı olarak davacıya temlik edildiği, anılan belge kapsamı ile sabittir. Söz konusu 21.12.2005 tarihli akitle N..’nin 2 yıl süre ile taşınmazı kullanması kararlaştırılmış ancak davalı A..’ye bu konuda yani kullanması bakımından bir hak verilmemiştir.Bu durum karşısında A..ile davacı arasında hukuken kurulan bir akdin (ilişkinin) varlığından bahsedilemez.Nevarki, davalı A..’nin N..’nin kocası olması sebebiyle İ.İ.K’nun 276/son maddesi hükmü gözetildiğinde davalı A..’nin N..’ye teban oturduğunun kabulü gerekir. Böylesi bir durumda da akitte öngörülen 2 yıllık sürenin hangi tarihte başlayacağının tespiti önem ifade eder.Her şeyden önce, şunu ifade etmek gerekir ki, anılan sözleşme gereğince yapılan akdin B.K.’nun 299. maddesinde öngörülen ariyet niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Ariyet akdi sözlü yapılabileceği gibi yazılı da yapılabilir ve aynı zamanda muayyen bir müddet için yapılabileceği gibi, aynı yasanın 303. maddesi uyarınca gayrı muayyen bir süre içinde yapılması olanaklıdır. Ariyet veren şeyi, ne müddetini ne de niçin kullanılacağını tayin etmeyerek vermiş ise, dilediği vakit geri alabileceği 304. maddesi hükmü gereğidir. Bu düzenlemeler karşında somut olay değerlendirildiğinde; akdin, taşınmazı davacının satın almasından itibaren 2 yıl süre ile eski kayıt maliki N...’nin oturması şeklinde yapıldığı 21.12.2005 tarihli belge ile sabittir. Belgenin sıhhati konusunda menfi veya müspet şekilde taraflarca bir iddia ve savunma da ileri sürülmemiştir. Davacı O..taşınmazı 21.12.2005 tarihinde edindiğine göre sürenin 21.12.2007 tarihinde biteceği açıktır.Oysa davalı taşınmazı kullanmaya devam etmiştir.
Hal böyle olunca, TMK’nun 683 maddesinden kaynaklanan davacının mülkiyet hakkı ve çap iptale kadar geçerlidir ilkesi gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.