MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/11/2009
NUMARASI : 2008/213-2009/452
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak miras bırakan annesini 1174 ada 10 parsel sayılı taşınmazdaki 10 numaralı meskenini mal kaçırma amacıyla muvazaalı biçimde davalı kızına temlik ettiğini ileri sürerek, payı oranında iptal-tescil, olmadığı takdirde tenkis istemiştir.
Davalı, miras bırakanın mal kaçırma amacıyla değil paylaştırma amacıyla hareket ettiğini belirtip, davanın redini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.5.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat E. U.Ü.ile temyiz edilen vekili Avukat D.E.geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, miras bırakanın paylaştırma kastıyla hareket ettiğine de değinilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Getirtilen kayıt ve belgelerden, çekişmeli 10 sayılı parseldeki 10 numaralı meskenin tamamı tarafların annesi D.Ş. E. adına kayıtlı iken, D.nün 1/3 payını 18.8.2005'te kızı A.'e; kalan 2/3 payının ise intifa hakkını üzerinde bırakarak aynı tarih ve takip eden yevmiye sayılı işlemle 1/3'ünü yine kızı Ayşegül'e, 1/3'ünü de oğlu M.ya satışlar yoluyla devrettiği; M.'nın da, annesinden almış olduğu 1/3 payı 11.9.2007'de kardeşi A.'e sattığı; D. Ş. E.ün bu temliklerden sonra 15.1.2008 tarihinde noterde düzenlettiği vasiyetnamede, kocasının sağlığında oğlu Nuri'ye bir daire alıp içini döşediklerini, çekişmeli 10 numaralı dairesini de diğer çocuklarını ev sahibi yapabilmek için sattığını belirttiği; kocasını 1989 yılında kaybetmiş olan D.nün 4.2.2008'de ölmesiyle, geride oğulları N.ve M.ile kızları A. ve B.un kaldığı görülmektedir.
Kardeşi A.e karşı eldeki davayı açan N., işlemlerin kendisinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı biçimde yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerçekten de, dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 10 numaralı meskenin miras bırakan tarafından çocukları A.ile M.muvazaalı biçimde temlik edildiği, miras bırakana ödenen bir bedelin bulunmadığı, M.'nın miras bırakandan aldığı payı kardeşi A.'e devrinin de aynı irade çerçevesinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, miras bırakan D.nün hak dengesini gözeten ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırmasından söz edilebilmesi için, böyle bir paylaşımı kendi mameleki içersindeki mallardan sağlaması gerekeceği de kuşkusuzdur. Oysa somut olayda, davacıya alındığı belirtilen dairenin tarafların kök murisi babalarının katkısıyla alındığı iddia edildiğine ve mahkemece de bu şekilde benimsendiğine göre, D.tarafından davacı oğlunu da kapsayan bir paylaştırma yapıldığından söz etme olanağı da yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme sonucunda reddedilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 11.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy