MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/11/2009
NUMARASI : 2007/244-2009/299
Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanları A. maliki olduğu .parseldeki .nolu bağımsız bölümü davalı Ö.’e temlik ettiğini, bu temlikten 12 gün sonra da davalı Ö.tarafından davalı S.a çıplak mülkiyetin devredildiğini, davalı F.lehine de intifa hakkı tesis edildiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında tapunun iptali ile adlarına tescil ve intifa hakkının terkinine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, temlikin mal kaçırma amaçlı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın, temlikinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar F.ve S.tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil ve intifa hakkının terkini isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Çekişme konusu taşınmazın, miras bırakan tarafından ara malik kullanılmak suretiyle yapılan temlikinin, mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu belirlenmek suretiyle mahkemece pay oranında iptal ve tescile karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalılar F.ve S.’ın bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ne var ki, davacılar davada, intifa hakkının tümden terkinini de istemişlerdir. Bu nitelikte bir isteğin, tüm mirasçıların hukukunu ilgilendirdiği açıktır. Diğer bir deyişle tüm mirasçılar adına intifa hakkının terkini istenmiştir. Öte yandan miraçılar arasında çıkar çatışması olduğu da bir gerçektir.
Bilindiği üzere, elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
M.K.nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, M.K.nun 701 maddesinde (...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
M.K.nun 702/2 maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Somut olayda, elbirliği ( iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortaklar bulunmaktadır. Hal böyle olunca, ortaklardan Aşkın, Tancun ve Volkan’ın davaya katılmadıkları nazara alınarak miras şirketine M.K.nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, intifa hakkının terkini isteği yönünden davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere isteğin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.
Davalılar F.ve S.’ın temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.