MAHKEMESİ : GEBZE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/07/2009
NUMARASI : 2007/97-2009/453
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine vekili, birleşen davalar ile, 2483 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı ve taş ocağı olarak tahsis edilen yerlerden olduğunu 13.7.1993 tarihinde yürürlüğe giren 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince taş ocaklarının kiralanması yetkisinin Maliye Bakanlığına devredildiğini, davalı tarafın kira sözleşmesi yapmadan ocağı işletmeye başladığını ocak işletme ruhsatı ve taşınmazın orman olması nedeniyle orman idaresinden izin alınması gerektiğini, anılan hususlar yerine getirilmediğinden 1995'ten beri fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile haksız fiil tarihinden itibaren tazminatın yasal faizi ile tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişme konusu yerde faaliyette bulunmadığını A. A.Ş.tarafından devir işlemi ile taş ocağını alıp, tekrar devrettiğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini bildirip, davanın husumetten ve esastan reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar Dairece “…öncelikle yapılması gereken, elatma olgusunun saptanması, eylemin davalı tarafından yapıldığının belirlenmesi halinde elatılan yerden çıkarılan malzeme bedelinin tesbit edilmesi, ecrimisil yada tazminat adı altında davalı tarafça yapılmış bir ödeme varsa bunun saptanan alacaktan mahsup edilmesinden sonra bakiyesinin hüküm altına alınmasıdır. Hal böyle olunca, davanın haksız eylem niteliği gereği davalı şahsın ticari defterlerinin tek başına delil olma özelliği olmadığı gözetilerek, yukarıda açıklandığı şekilde bir araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru olamadığı …” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 28.5.2010 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat M. K.ile temyiz edilen vekili Avukat S. S.geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi U.Ş.tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
hususların yerine getirilmesi zorunlu hale gelir.
0ysa,mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.Zira mahkemece yapılan uygulama sonucu alınan bilirkişi raporu Hükmüne uyulan bozma ilamında davalının dava konusu taşınmazı kullanıp kullanmadığının, dava konusu yere davalı tarafından el atılıp atılmadıgının tespit edilerek çıkarılan malzeme bedelinin belirlenmesi, davalı tarafından davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığının saptanması, ödenen bir bedel var ise alacaktan mahsup edilmesi ve bakiyesinin hüküm altına alınması gereğine değinilmiştir.Hemen belirtilmelidir ki, bozma kararına uyulmakla tarafları yararına usulü kazanılmış hak doğar ve orada belirtilen kapsamından davalının dava konusu yerleri kullanıp kullanmadığı tam olarak anlaşılmamaktadır. Ayrıca dosya içerisinde bulunan Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.03.2003 gün 2002 / 287 esas, 2003 / 187 karar sayılı dosyasında da davacı hazine tarafından davalı M. D.aleyhine izinsiz olarak orman sahası içerisinde taşocağı işlettiği gerekçesiyle tazminat isteğinde bulunulduğu ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir. Öte yandan davalının bozmadan sonra ibraz ettiği 08.05.2002 tarihli 1.282.600.000 TL'lik ecrimisil ödeme makbuzu ibraz ettiği, 13.12.2001 tarihli ecrimisil ihbarnamesinde de 2483 parselle ilgili olarak 6.660.000.000 TL ecrimisilin talep edildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen olgular dikkate alınarak ve daha önce hazine ile davalı arasında görülen tazminat davası da değerlendirilmek suretiyle davalının dava konusu taşınmaza el atıp atmadığının gerektiğinde tarafların gösterecekleri tanıkların HUMK'nun 259. maddesi gereğince taşınmaz başında dinlenerek saptanması,ibraz edilen ecrimisil ödeme makbuzunun dava konusu yere ait olup olmadığının belirlenmesi, dava konusu yere ait olduğunun belirlenmesi halinde saptanacak miktardan mahsup edilmek suretiyle tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının teınyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HU MK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 28.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy