(4721 S. K. m. 1023)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları M.'nin 154 ada 9 parsel, 181 ada 2 parsel, 179 ada 3 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/4 payını kardeşleri M.'in eşi olan davalı F.'ye satış suretiyle temlik ettiğini, ayrıca murisin maliki olduğu 3497 parsel sayılı taşınmazı da ara malikler kullanmak suretiyle davalıya temlik ettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, miras payları oranında iptal ve adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, satışların gerçek olduğunu murise uzun yıllar baktığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaz ve payların davalıya temlikinin muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi H.Fatih Demirer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, miras bırakan M.nin 133 ada 1 parsel, 145 ada 2 parsel ve 132 ada 4 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını, davalı gelinine aslında bağış olduğu halde, satış biçiminde temlik ettiği, satışa ihtiyacının bulunmadığı, davalının ev kadını olup, alım gücünün bulunmadığı, belirlenen bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, temlikin mirasçıdan mal kaçırma amacına yönelik olduğu saptandığından, bu parseller yönünden kabul kararı verilmesi kural olarak doğru ise de, pay oranında iptal ve tescil isteğine karşın, istek aşılmak suretiyle tüm mirasçılar adına tescile karar verilmesi doğru değildir.
3497 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazına gelince; anılan taşınmazın miras bırakan tarafından 23.11.1988 tarihinde oğlu Mehmete, onun tarafından 29.12.1988 tarihinde dava dışı Mustafaya ve ondan da 20.11.1996 tarihinde davalı F.ye temlik edildiği kayden sabittir. Buna göre, M. 2.el F. ise 3.el konumunda olup, edinmeleri Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanması halinde korunacağı açıktır. Ne var ki, mahkemece bu konuda hükme elverişli olacak şekilde bir araştırma yapıldığı söylenemez.
Öncelikle, mahkemece dava dışı M. ile davalı F. ve onun kocası M. arasında bir bağlantı ya da yakınlık bulunup bulunmadığı, özellikle 1988 ile 1996 yılları arasında çekişmeli taşınmazın kimin tarafından tasarruf edildiği, dava dışı M.nın kazanımının samimi mi, yoksa emanetçi konumunda mı olduğunun belirlenmediği gözetildiğinde; davalı F.nin ediniminin miras bırakanın muvazaalı işlemleri sonucu oluşup oluşmadığının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkartılması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Kabule göre de, çekişme konusu taşınmazlarda, davacıların payına karşılık gelen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, temlik edilen pay ve taşınmazın tamamının değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı F.nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy